Arkadaşım bana PDF formatında bir kitap göndermişti. Üç gündür boş vaktimde sürekli okuma fırsatı buluyorum. Kitap okumanın birkaç farklı yolu var; bilgisayarda PDF belgelerini sesli olarak dinlemek ya da farklı internet sitelerinde, kaydedilmiş sesli anlatımları bulup dinlemek. Özellikle abonelik hizmetleriyle erişim sağlayıp, sesli kitapları dinleyebiliyorsunuz. Bana göre, bilgisayar sesleri daha doğal geliyor çünkü satır satır, kelime kelime veya hatta harf harf kodlama yapabilme imkanınız var. Anlamadığınız noktaları anında durdurup sözlük veya internet aracılığıyla araştırma yapabiliyorsunuz. İnsanın sesine dayalı sesli anlatımlar ise farklı bir deneyim sunuyor. Yabancı kelimelerin yazılışını öğrenirken endişe duyuyorum; çünkü ses kaydını dinlerken akıştan kopabiliyorum ve sonra tekrar dönüp bakmayı unutup devam ediyorum. Aynı zamanda, okuma yapan kişiler tiyatral bir tarzda seslendirme yapmayı tercih ettikleri için, kitapla adeta canlı bir bağ kurmuş oluyorsunuz.
İnsanlara “Okuyorum” dediğimde, çoğu “Nasıl yani?” diye soruyor. “Dinliyor musunuz?” şeklinde tekrar ediliyor. Bir arkadaşım aradığında, “N’aber?” sorusundan sonra genellikle ikinci soru “Ne yapıyorsun?” oluyor ve “Okuyorum” yanıtını verdiğimde, “Yani kitap mı dinliyorsun?” diye soruyorlar. Evet, diyerek cevaplıyorum. Hemen ardından, “Hangi kitabı?” diye merak ediyorlar. Ekranda satır satır akarken, ben de hızla aşağı ok tuşuna basıp kitabın sonuna yaklaşıyorum, hikaye sona ermek üzere. Artık büyük bir heyecan ve aksiyonun doruğundayız; bütün düğümler çözülüyor ve mutlu sona ulaşmak üzereyiz. Elimi kitabın son sayfasına gidip, “Aşkla sarılan iki kahraman” ifadesini gördükçe derin bir nefes alıyorum.
Saatlerce ve Anlarca Devam Eden Kitap Keyfi ve Deprem Anları
Birden, sandalyem hafifçe sallanıyor ve büyüleyici kitap atmosferinden koparılıyorum. Derin bir korku içimi sarıyor. Aniden evden çığlıklar yükseliyor: “Babaaa!” Sesleriyle irkiliyorum, kulaklığı çıkarmaya bile zaman bulamadan koşuyorum. O an, bir deprem olduğunu anlıyorum. İlk birkaç saniye içinde sessiz kalıyorum, ardından hızlanmış sesler eşliğinde vicdanımda bir güvenlik arıyorum, “Sakin ol, geçecek” diyerek kendimi sakinleştirmeye çalışıyorum. Yine de, içimde bir panik hakim ve koridorda sevdiklerimize sarılarak birbirimize destek oluyoruz. Son büyük sallantıdan sonra sessizlik hakim oluyor ve hepimiz derin bir nefes alıyoruz. İçimde hafif bir boşalma hissediyorum; sanki suyla dolu bir poşetin patlaması gibi, tüm gerginlik dağılıyor. Vücudum gevşiyor ve yere yığılmak istiyorum ama çocuğumu ve kendimi korumak adına dayanıyorum. “Geçti” dediğimde, sesim bile bana uzak geliyor. Kendimi dışarıdan izliyor gibi hissediyorum; bilinç yeniden yerine geliyor, birkaç saniye sonra. Kapıya yöneliyoruz ve ilk fark ettiğim şey, elimde tuttuğum telefonun ne kadar sıkışmış olduğudur; parmaklarım acıyor. Ve tam bu sırada, bu olaylar bana kitaplarda anlatılan ölüm, ölüm anı ve sonrası üzerine olan hikayeleri hatırlatıyor. Depremin ardından kitabın son satırı ve yaşadığım hisler bana büyük bir travma yaşattı. Kendimi en iyi bildiğim yerde, evimdeyken, düşündüm; ya farklı bir yerde olsaydım? Kime tutunurdum, neye sığınırdım? İçimde sayısız soru belirdi.

Bir arkadaşım kaygımı dinledi ve bana şunları söyledi: “İşyerinde yangın çıktı ve en son ben çıkabildim,” dedi, ve arkadaşımın engelli olması nedeniyle bu duruma daha da çok üzüldüm. Tekrar herkese geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Allah, bu tür kötü durumları bizlerden uzak tutar umuduyla. Bu hafta aslında Cumhuriyet kutlamalarıyla ilgiliydi, ama bu olaylar gündemi değiştirdi. Cumhuriyetimizin demokrasi ve özgürlüklerle dolu yolculuğu kutlanmaya devam ediyor. “Ne mutlu Türküm diyene” diyerek, sizlere veda etmek istiyorum. İyi pazarlar, sağlıkla kalın.
Yorumlar
"Kitap Okumanın Dijital ve Sesli Alternatifleri Üzerine Deneyimlerim" için henüz yorum yapılmamış
İlgili yazılar
İstanbul’un Kalbi Lale Festivaliyle Atacak: 2026 Tarihleri ve Mekanları Belli Oldu
14-04-2026
İstanbul Lale Festivali 2026: Renk Cümbüşü Başladı! İstanbul’un simgesi haline gelen ve her yıl şehri adeta bir renk cümbüşüne çeviren İstanbul Lale Festivali 2026 yılı etkinlikleri tüm hızıyla devam ediyor....
2026’da 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü: Resmi Tatil Takvimi ve Okulların Durumu Merak Ediliyor.
14-04-2026
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü 2026: Resmi Tatil Detayları ve Çalışma Durumu Milyonlarca çalışanın ve öğrencinin merakla beklediği 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü yaklaşıyor. 2026 yılında 1 Mayıs’ın...
Mircea Lucescu Hayatını Kaybetti: Futbol Dünyasının Efsane İsmi Ardında Miras Bıraktı.
7-04-2026
Mircea Lucescu Hayatını Kaybetti Rumen futbolunun ve teknik direktörlük dünyasının efsane isimlerinden Mircea Lucescu, 80 yaşında hayatını kaybetti. Kalbindeki ritim bozukluğu nedeniyle bir süredir tedavi gören Lucescu, spor dünyasını yasa...