Ölümünün üzerinden asırlar geçti ama adı gündemden hiç düşmüyor! Nostradamus gerçekte kimdi? | Nostradamus’un 2025 kehanetleri ve ilginç Türkiye detayı

Geleceğin sırları ve insanlığın bilinmezliklerle dolu yolculuğu, yüzyıllardır merak konusu olmuştur. İnsanlar, özellikle de büyük belirsizlikler ve büyük değişimlerin yaşandığı zamanlarda, bir kehanet veya öngörü aracılığıyla kendilerini güvende hissetmek ister. Bu nedenle, tarih boyunca kehanetleri ve öngörüleriyle tanınan figürlere büyük ilgi gösterilmiştir. Bunların en ünlüsü ise, ölümünün üzerinden yüzlerce yıl geçmesine rağmen hâlâ gündemde olan ve merak uyandıran Nostradamus olmuştur.
İnsanlar, onun kehanetlerine hem bir rehberlik hem de bir gizem kaynağı olarak bakar. Peki, Nostradamus gerçekten kimdi? Hangi öngörüleri ve kehanetleriyle bilinir hale geldi? Akademik ve tarihsel araştırmalar, onun yaşamını ve çalışmalarını derinlemesine inceleyerek, bu gizemli figürün gerçek yüzünü ortaya çıkarmaya çalışıyor.
ASLINDA BİR TIP DOKTORUYDU
Michel de Nostredame, yani bilinen adıyla Nostradamus, Fransa’nın güneyindeki Provence bölgesinde, Aralık 1503 civarında doğdu. Bazı tarihçiler, onun tam doğum gününü kesin olarak belirleyememekle birlikte, 1503 yılını kabul ederler. Ailesi, saygın bir noter ve tanınmış bir doktor ailesinden geliyordu; babası noterden, annesi ise tıp alanında uzman bir kadındı. Hayatında sekiz çocuk sahibi olan Nostradamus’un ailesi, köken itibarıyla Yahudiydi, ancak Fransa’nın Provence bölgesinin Hristiyanlaşmasıyla birlikte onları da Hristiyanlık inancına kazandırdılar.

Genç yaşta çeşitli dillere ve tıp eğitimine ilgi duyan Nostradamus, Latince, Yunanca ve İbranice gibi dillerde eğitim aldı. Aynı zamanda, Avignon Üniversitesi’nde eğitim görmeye başladı, ancak burada yaşanan veba salgını nedeniyle okul kısa süreliğine kapandı. Bu süreçte, genç yaşında büyük bir öğrenme ve deneyimle büyüdü. 1520’li yıllarda aldığı lisans eğitimiyle tıp alanında uzmanlaştı ve hayatını hastaları tedavi etmeye adadı. Bu dönemde, özellikle veba hastalarına şifa arayışlarıyla dikkat çekti.
HAYAT ONA EN İYİ BİLDİĞİ YERDEN VURDU
Hayatı boyunca pek çok hastayı iyileştirmiş olsa da, ailesini kaybettikten sonra yaşamı farklı bir yön aldı. 1530’lu yıllarda, büyük ihtimalle veba nedeniyle eşini ve iki çocuğunu kaybetti. Bu kayıplar, onun hayatında derin izler bıraktı ve kişisel trajedinin yanı sıra, kendisini daha çok mistik ve gizemli kehanetlere yönlendirdi. 1538 yılında, dini figürlerin ve engizisyonun dikkatini çeken sözleri nedeniyle mahkemeye çağrıldı. Bir dini heykeli eleştirmesi ve bu nedenle ‘sapkınlık’la suçlanması, onun kariyerinde geçici bir duraklama yaşanmasına neden oldu. Mahkeme onu akladı, ancak bu olay, onun toplum içindeki gizemli ve farklı imajını pekiştirdi.
Hayatını devam ettirirken, veba tedavisinde yeni yöntemler ve hijyen uygulamaları geliştirmeye devam etti. Bu süreçte, otlar, bitkiler ve çeşitli ilaçlar kullanarak hastaları iyileştirmeye çalıştı. Ayrıca, zamanının ötesinde bazı simya ve astroloji uygulamalarına da ilgi gösterdi. Bu uygulamalar, onun bilimsel kabul görmese de, hastalar tarafından memnuniyetle karşılandı ve onun ünü hızla yayıldı. Fransa’nın farklı bölgelerine seyahat ederek, birçok kişiye şifa dağıttı ve bu sayede büyük bir ün kazandı.

HASTALARI NOSTRADAMUS’TAN MEMNUNDU
Nostradamus’un yöntemleri bazen bilimsel temellere dayanmıyor olsa da, hastalarının ona olan güveni ve memnuniyeti büyüktü. Temizlik, hijyen ve bitkisel tedavi yöntemleriyle birlikte, astroloji ve kehanet tekniklerini de kullandı. Bu yöntemler, onun popülerliğini artırdı ve yüksek mevkilerdeki kişilerin de dikkatini çekti. 1550’li yıllarda, yıllık kehanetleri içeren almanaklar yayınlamaya başladı. Bu almanaklarda, gelecek yıl yaşanacak hava durumları, doğal afetler ve siyasi gelişmelerle ilgili öngörüler yer alıyordu. Şiirsel ve gizemli dille kaleme alınan bu kehanetler, kısa sürede büyük ilgi gördü ve onun ününü zirveye taşıdı.

İşte, bu ün ve kehanetler, özellikle Avrupa elitleri ve kraliyet ailesi arasında büyük rağbet gördü. 1555 yılında, Fransa Kralı II. Henry’nin armasına ve savaş planlarına dair kehanetleri, onun ne denli etkili bir öngörücü olduğunu gösterdi. Aynı zamanda, kehanetlerinde kullandığı muğlak ve sembolik ifadeler, onu şarlatanlıkla suçlamaktan korudu ve gizemini artırdı. Oxford Üniversitesi’nin tarihçisi Michelle Pfeffer, bu durumu şöyle açıklıyor: “Nostradamus’un kehanetleri, o dönemde elitler arasında oldukça popülerdi ve bu nedenle, onun öngörüleri hem birer kehanet hem de birer politika aracı olarak kullanıldı.”
MUĞLAK İFADELER ŞARLATANLIK SUÇLAMASINDAN KORUYORDU
Nostradamus’un kehanetlerinin en büyük güçlerinden biri, kullandığı muğlak ve süslü ifadelerdir. Bu ifadeler, kehanetin yanlış anlaşılmasını engellerken, aynı zamanda onu şarlatanlık suçlamalarından koruyordu. O dönemde, dini ve siyasi çekişmelerin yoğun olduğu Avrupa’da, kehanetlerin doğruluğu veya yanlışlığı tartışılmaktan çok, nasıl yorumlandığı önem kazanmıştı. Birçok tarihçi ve araştırmacı, onun kehanetlerinin, o zamanların karmaşık siyasi ve toplumsal koşullarıyla şekillendiğini vurgular.

Reform hareketlerinin ve din savaşlarının yaşandığı bu dönemde, kehanetler, toplumun karmaşık duygularını ve korkularını yansıtan araçlar olarak kullanıldı. Nostradamus’un eserleri, hem Katolikler hem de Protestanlar tarafından benimsendi ve çeşitli şekillerde yorumlandı. Kilise, başlangıçta onu şarlatanlıkla suçladıysa da, zamanla kehanetlerinin içeriğine dair çeşitli yorumlar ve analizler yayımlandı. Hatta, eserlerini yayınlatmak ve kamuoyuna sunmak için çeşitli zorluklarla karşılaştı; kısa süreliğine de olsa hapiste kaldı. Ancak, onun kararlılığı ve kehanetlere olan inancı, onu durduramadı.
1600’lü yıllardan itibaren, onun kehanetleri üzerine yapılan çalışmalar ve yorumlar arttı. O, 1566 yılında, muhtemelen gut hastalığı nedeniyle hayatını kaybettiğinde, geride binlerce kehanet ve şiirsel metin bırakmıştı. Bugün ise, onun kehanetleri, farklı şekillerde yorumlanmaya devam ediyor. Kimileri onu bir kahin olarak görürken, kimileri ise, onun döneminin siyasi ve toplumsal atmosferini yansıtan bir yazar ve gözlemci olarak kabul eder.
NOSTRADAMUS NE DEDİ NE OLDU?
Gerçek anlamda, onun en büyük ününü kazandığı kehanetlerden biri, 1558 civarında ortaya attığı ve büyük yankı uyandıran “Londra Senatosu’nun krallarını idam edeceği” kehanetidir. Nitekim, 1649 yılında, İngiltere’de kralın idam edilmesiyle bu kehanet, gerçekliğiyle tartışma konusu oldu. Ayrıca, onun diğer kehanetleri arasında, Londra’nın büyük bir yangınla tahrip edilmesi ve çeşitli doğal afetler de yer alır. 1666’da gerçekleşen büyük Londra yangını, onun kehanetleriyle ilişkilendirildi. Bu kehanetler, zamanla kehanet okurlarına ve araştırmacılara yeni bir ilgi kazandırdı.
İnsanlar, onun kehanetlerini sadece tarihteki olaylarla sınırlı tutmadı; aynı zamanda, Fransız İhtilali, Napolyon’un yükselişi ve hatta II. Dünya Savaşı gibi büyük olaylara da atıfta bulundular. Bu nedenle, kehanetler, zaman içinde çeşitli siyasi ve kültürel hareketlerin, ideolojilerin ve toplumsal değişimlerin yansıması haline geldi.
Kehanetlerin Kendini Gerçekleştirmesi ve Kullanımı
Ne yazık ki, Nostradamus‘un kehanetlerinin birçoğu, doğruluk oranı ve anlamı açısından tartışmalıdır. Ancak, tarih boyunca birçok siyasi ve kültürel figür, onun kehanetlerini kendi çıkarları ve ideolojileri doğrultusunda yorumlamış ve kullanmıştır. Özellikle, Nazi Almanya’sında, propaganda bakanı Joseph Goebbels, onun kehanetlerini propaganda aracına dönüştürerek, halkın güvenini ve desteğini artırmak amacıyla kullandı. Bu şekilde, kehanetler, siyasi manipülasyon ve güç gösterisi haline geldi.
Ayrıca, dünyanın sonunu tahmin ettiği iddiası da yaygındır. Bu kehanetler arasında, 1999 yılındaki Y2K endişeleri ve 11 Eylül saldırıları, Covid-19 pandemisi ve 2025 yılıyla ilgili kehanetler yer alır. 2025 kehanetleri, ekonomik krizler, savaşlar ve doğal felaketlerle ilişkilendirilir. Bu kehanetlerde bahsedilen “dünyayı yok edebilecek büyük göktaşı” veya “denizlerden yükselen yeni bir hükümdar” gibi ifadeler, iklim krizinin ve artan doğa olaylarının sembolik anlatımları olma olasılığı yüksektir.
Bugün, Nostradamus’un kehanetleri, hem eğlence hem de araştırma konusu olmaya devam eder. İnsanlar, onun gizemli ve sembolik metinlerini çözmeye çalışırken, aynı zamanda kendilerini ve dünya olaylarını anlamlandırma arayışında da bulunurlar. Stephen Bowd’un ifadesiyle, “Kehanetler, bireylerin, toplumların ve hatta tüm dünyanın umut ve korkularını şekillendirmeyi sürdürüyor.” Sonuçta, kimileri geleceği gerçekten bilmek isterken, diğerleri ise, bilinmeyen ve sonsuz olasılıklarla dolu bir dünyada, bu kehanetlerin birer yansıma olduğunu kabul ederler.




