İsrail ve İran Arasındaki 12 Günlük Savaşın Sonu ve Operasyon Öncesi Gizli Taşımalar

Savaşın Sonu ve Ateşkes Anlaşması
İsrail ile İran arasında yaşanan ve toplamda 12 gün süren yoğun çatışmalar, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın devreye girerek yaptığı ateşkes çağrısı sayesinde sona erdi. Bu süreçte, bölgedeki tansiyon bir süredir yüksek seyretmiş ve uluslararası kamuoyu dikkatle gelişmeleri izledi. Savaşın ardından, İsrail’in İran’a karşı başlattığı ve “Yükselen Aslan” operasyonu öncesinde gerçekleştirilen kritik planlar gün yüzüne çıktı.

Gizli Taşımalar ve Stratejik Operasyonlar
Savaşın ardından ortaya çıkan önemli detaylardan biri, İsrail’in savaş öncesinde uçaklarını gizlice Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne (GKRY) taşımasıdır. Bu operasyon, bölgedeki siyasi ve askeri gelişmeler açısından büyük bir öneme sahiptir. İsrail devlet uçaklarının, özellikle Atina’daki havaalanlarında görüntülenmesi, bölgedeki askeri hareketlilik ve planların ne kadar gizli ve titizlikle yürütüldüğünü göstermektedir.

İsrail’den gelen haberler, 13 Haziran günü gerçekleşen hava saldırısından sadece birkaç saat önce, İsrail uçakları ve kabin ekiplerinin Yunanistan ve Kıbrıs’a nakledildiğini ortaya koymaktadır. Bu hareket, İsrail hükümetinin vatandaşlarının güvenliğini sağlamanın yanı sıra, İran’a karşı olası misillemeleri önlemeye yönelik stratejik bir adım olarak da yorumlanmaktadır.
Yetkililerin İş Birliği ve Güvenlik Önlemleri
İsrail ve Yunanistan yetkilileri, bu gizli operasyon sırasında hiçbir zaman birbirlerinden resmi olarak bilgi almamış olsa da, uçakların inişi ve hareketleri sırasında yakın iş birliği içinde hareket etmişlerdir. İsrail Ulaştırma Bakanı Miri Regev ve İsrail Sivil Havacılık Otoritesi Direktörü Tuğgeneral Shmuel Zakai, bu planın başarıyla uygulanması için koordineli çalışmışlardır. Ayrıca, bölgedeki diğer yetkililer de uçakların güvenliğini sağlamak ve olası tehditlere karşı önlemler almak amacıyla aktif rol almıştır.

İsrail’in Stratejik Hedefleri ve Güvenlik Kaygıları
İsrail’in bu planında temel amaç, vatandaşlarını güvenli bir şekilde tahliye etmek ve İran’ın olası misillemelerine karşı savunma hattını güçlendirmektir. Özellikle, İsrail’in ana uluslararası havaalanı olan Ben Gurion Havaalanı, geçmişte Hizbullah ve Husi güçleri tarafından hedef alınmış ve stratejik açıdan önemli bir nokta olarak görülmüştür. Bu nedenle, havaalanındaki uçakların ve filosunun güvenliği en üst seviyeye çıkarılmıştır.
İsrail’e ait El Al, Arkia, Israir ve Air Hayfa gibi havayolu şirketleri, olası saldırılar karşısında uçuşlarını Yunanistan, GKRY ve ABD’ye kaydırmak zorunda kalmışlardır. Ayrıca, İsrail İç Güvenlik Servisi (Şin Bet) de, nakledilen uçakların ve havalimanlarının güvenliğini artırmak için yoğun önlemler almıştır. Bu gelişmeler, İsrail’in hava savunma sistemlerinin, özellikle Arrow ve THAAD sistemlerinin bazı durumlarda beklenen başarıyı göstermemesi nedeniyle alınan yeni önlemlerin de bir göstergesidir.
Uluslararası Uçuşlar ve Güvenlik Endişeleri
Bu süreçte, birçok havayolu şirketi İsrail’e gerçekleştireceği uçuşları askıya almak zorunda kalmıştır. Özellikle British Airways, 25 Ekim tarihine kadar tüm İsrail uçuşlarını durdurduğunu açıklayarak, bölgedeki belirsizlik ve güvenlik kaygılarını ortaya koymuştur. Öte yandan, bölgedeki istikrarsızlık ve İran’ın tehditleri devam ettiği için, bölgedeki hava trafiği büyük bir belirsizlik yaşamaktadır.
Atina’da Görüntülenen İsrail Devlet Uçağı ve Merak
İsrail’e ait devlet uçaklarının Atina Uluslararası Havalimanı’nda görüntülenmesi, bölgedeki dikkatleri üzerine çekti. Özellikle, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun kullandığı ve “Wings of Zion” (Siyon’un Kanatları) olarak adlandırılan uçak, Atina’da görülerek uluslararası basında geniş yankı uyandırdı. Bu durum, Yunanistan ve bölgedeki siyasi çevrelerde büyük bir merak konusu olmuş ve operasyonların ne kadar gizli ve hassas yürütüldüğünü ortaya koymuştur.




