
Gazze’de yaşanan insanlık dramına ve bölgedeki gerilime ilişkin Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, yaptığı açıklamalarda karanlık bir sayfa olarak tarihe geçecek olan bu vahşetin durdurulması konusunda kararlı bir duruş sergiledi. Fidan, “En büyük direniş şu anda başlamaktadır. Belki bu kan durmayacaktır, ancak bu direniş, tarih akışını değiştirecek ve ezilenlerin sembolü olacaktır” diyerek bölgedeki gelişmeleri dikkat çekici biçimde değerlendirdi. TBMM Genel Kurulu’nu bilgilendiren Bakan Fidan, yaşananların ve alınan önlemlerin detaylarına değindi.
İnsanlık adına büyük bir suç olan Gazze’deki soykırım ve hukuk dışı uygulamalar sürdükçe, bölgedeki gerilimin dinmek bilmediğini vurgulayan Fidan, İsrail’in Batı Şeria, Lübnan, Suriye ve İran gibi bölge ülkelerine saldırılarını ve saldırıların genişleme eğilimini hatırlattı. “İsrail son iki yılda Gazze’de işlediği soykırım suçlarıyla dünya kamuoyunun gözü önünde insani değerleri hiçe saymıştır. Bu tablo gerçekten de içler acısıdır ve tarihin en ırkçı hükümeti olduklarını göstermektedir,” dedi.
Fidan, ilk günden bu yana uyanık olduklarını ve Filistin halkını her koşulda desteklediklerini belirtti. “Gazze’den Filistin halkının herhangi bir şekilde tehcir edilmesine yönelik plan ve projelere karşıyız. Kim tarafından sunulursa sunulsun, bu tür planlar bizim açımızdan geçersizdir,” ifadelerini kullandı. “İsrail’in saldırılarına izin verildiği takdirde, bu sadece Filistin halkıyla sınırlı kalmayacak, bütün bölgeyi ateşe atacaktır,” diyerek, bölgenin barış ve istikrarını tehdit eden bu tehditlere dikkat çekti. “Gazze’de yaşananlar, insanlık tarihinin en karanlık anlarından biri olarak not edilmiştir,” diye ekledi. Ayrıca, Filistin direnişinin ve halkın sergilediği mücadele unutulmayacağını sözlerine ekledi.
Uluslararası Toplum ve Diplomatik Çabalar
Fidan, Uluslararası toplumun tutumu ve alınan önlemler konusunda da önemli mesajlar verdi. “İsrail’in BM Genel Kurulu çalışmalarına katılımı askıya alınmalı ve ülkeler arasında tecrit edilmelidir. Diplomatik anlamda bu amacı gözeterek hareket ediyoruz ve etmeye devam edeceğiz,” diyerek, İsrail’in Uluslararası platformdaki vizyonunu sınırlandırmaya yönelik adımları vurguladı. “Maalesef sınır tanımayan taraf yine İsrail olmuştur,” diye ekledi.
“‘Büyük İsrail’ ideali, bölge için büyük bir felaket anlamına gelir,” diyen Fidan, “Eğer Netanyahu hükümeti dizginlenmezse, Orta Doğu karışıklık ve çatışma içerisine sürüklenir. Bu, bölge ülkeleri ve hatta İsrail’e bile fayda sağlamayan, tam tersine ciddi riskler barındıran bir politikadır,” diye uyardı.
Yardım ve Koordinasyon Çabaları
Basına yansıyan bazı eleştirilere ise karşılık veren Fidan, Gazze’ye insani yardımın ulaştırılması konusunda önemli açıklamalarda bulundu. “Ürdün’ün rızası olmadan ulaşım mümkün değil. Kendilerine defalarca çağrıda bulunduk; “Gelin biz yardım edelim,” dedik. Ürdünlüler ve diğer ülkeler, İsrail’le yaşadıkları koordineyle yardım ulaştırmakta, uçaklara paraşütle insani yardım indirilmektedir. Hava sahasının açılmasıyla ilgili teşekkürlerini ilettiler ve uygun görülürse, biz de hazırız,” ifadelerini kullandı.
Suriye ve Bölgedeki Gerilim
Fidan, Suriye’nin bölgedeki saldırılarına ve işgal girişimlerine değinerek, “İsrail Golan Tepeleri’ndeki işgalini genişletmiş ve Suriye topraklarına kadar ilerlemiş durumda. Ayrıca, Şam’ı hedef alan saldırılarda bulunuyor,’ diyerek, bu durumun bölge istikrarına ciddi şekilde zarar verdiğine işaret etti. “İsrail, Suriye’deki hassas noktalara müdahale ederek, istikrarlı, güçlü ve bütünlüğüne sahip bir Suriye istemediğini açıkça göstermektedir. Bu yüzden, Suriye’nin tarihi ve kültürel yapısı temelinde hedef alınmasına kesinlikle izin vermeyeceğiz,” diye sözlerini tamamladı.
İllüzyonların Çöküşü ve Sonuçlar
Fidan, diplomatik başarılarına da vurgu yaparak, “Gayretlerimiz sayesinde, yıllardır Batı’da oluşan sahte meşruiyet zemini çökmekte ve inşa edilen illüzyon perdesi yıkılmaktadır. Bu olayların sonucu olarak yaklaşık 150 ülke Filistin’i tanımaktadır. Ayrıca, İslam ülkelerinin yanı sıra, İspanya ve İrlanda gibi Avrupa ülkeleriyle yakın temaslarımızı sürdürüyoruz,” dedi. “Bu süreçte, Batı kamuoyu ilk defa vicdan muhasebesi yapmak zorunda kalmıştır,” diyerek, uluslararası donanımı ve vicdan hassasiyetini kazandıran gelişmelere dikkat çekti.
Hamas’ın Desteği ve Türkiye’ye Takdir
Hamas, Gazze’deki saldırılara karşı Türkiye’nin verdiği destekleri memnuniyetle karşıladı. Türkiye’nin Filistin’e verdiği desteğin ve diplomatik girişimlerin altını çizerek, “İsrail ile ticari ilişkilerin kesilmesi ve hava sahasının kapatılması kararlılığını takdir ediyoruz,” dedi. Ayrıca, açıklamalarında, bu tutumların İsrail’in suçlarını ve Filistin halkına karşı devam eden saldırıları açığa çıkardığını vurguladı. Hamas, “Türkiye ve diğer Arap ve İslam ülkelerinin, durdurulması gerekirken, İsrail’e karşı yaptırımları artırması ve ilişkilerin kesilmesi, insanlık suçlarına karşı güçlü bir duruş sergilemektedir. Bu adımlar, uluslararası toplumun hayati önemdedir,” ifadelerini kullandı.




