Alpha-gal sendromu: Vaka sayıları arttı, en çok o bölgede var! Yıldız keneden bulaşıyor, et ve süt ürünlerine karşı alerji gelişiyor

ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri (CDC), ülke genelinde yaklaşık olarak 450 bin kişinin yıldız kenesi ısırığı sonucu alpha-gal sendromuna yakalandığını tahmin etmektedir. Bu sendromun ortaya çıkmasında, kene tükürüğünde bulunan və kan dolaşımına giren alpha-gal adlı molekülün rolü büyüktür. Bağışıklık sistemi, bu moleküle karşı aşırı tepki göstererek, zamanla vücutta alerjik reaksiyonların gelişmesine zemin hazırlar. Bu durumda, alpha-gal içen kişilerde, özellikle kırmızı et ve süt ürünlerine karşı alerji oluşabilir.
Ülkemizde ise bu hastalığa ilişkin farkındalık seviyeleri henüz yeterince yüksek değildir. Alerji ve enfeksiyon hastalıkları alanındaki uzmanlar, bu gizemli ve karmaşık sendromun detaylarını detaylandırmak adına çalışmalar yürütmektedirler. Alerji Uzmanı Dr. Buket Başa Akdoğan, Prof. Dr. Süda Tekin ve Dr. Öğr. Üyesi Yavuz Turan gibi uzmanlar, bu sendromun ortaya çıkışının mekanizması ve tanısı hakkında önemli bilgiler paylaşmaktadırlar.
Alpha-gal Sendromu ve Yıldız Kenesi
Prof. Dr. Süda Tekin: Alpha-gal sendromu, aslında vücutta memeli etlerine karşı gelişen bir tür gıda alerjisidir. Literatürde genellikle memeli eti hastalığı olarak adlandırılır. Özellikle sığır, domuz ve kuzu eti gibi kırmızı etlere karşı hafif veya şiddetli alerjik reaksiyonlar görülebilir. Ayrıca, süt ürünleri de bu hastalıkta tetikleyici rol oynayabilir. Nadiren de olsa, kene ısırması sonrası ortaya çıkan güçlü kaşıntı ve döküntü gibi belirtiler de bu sendromun klinik tablosuna eklenebilir. Amerika’daki çalışmalar, hastalığın genellikle yıldız kenesi ısırmasıyla başladığını ve bu kenelerin alpha-gal maddesini içerdiğini göstermektedir.

Kene Tükürüğü ve Alpha-gal
Dr. Süda Tekin: Bu sendrom, özellikle yalnızca yıldız kenesi tükürüğünde bulunan alpha-gal molekülüne duyarlılık sonucu ortaya çıkar. Türkiye, Avrupa, Afrika, Güney ve Orta Amerika gibi bölgelerde bu kenelerin bulunması ve alpha-gal taşıması, hastalığın yaygınlığı açısından önemlidir. Ancak, genellikle bölgeyle sınırlı bir sorun olan bu vaka, zamanla diğer bölgelere de taşınabilir. Ayrıca, farklı kenelerin de alfa-gal içerdiği ve bunların da hastalığa neden olabileceği ileri sürülmektedir.

Alpha-gal Sendromunun Bulaşıcı Olup Olmadığı
Prof. Dr. Süda Tekin: Bu hastalık, kesinlikle bulaşıcı değildir. Dolayısıyla, bir kişiden diğerine geçme durumu söz konusu değildir. Hastalık, kişiye özgü alerjenlerin ortaya çıkması ve buna bağlı olarak bağışıklık sistemi tepkisi ile gelişir. Klinik belirtileri arasında döküntü ve kaşıntı ön plandadır ve herhangi bir enfeksiyon veya bulaşıcı hastalık gibi transfer edilmez.

Farkındalık ve Tanı Zorlukları
Prof. Dr. Süda Tekin: Bu hastalık, son 20-30 yıl içerisinde modern tıbbın gelişimiyle tanınmaya başlamıştır. Ülkemizde ise farkındalığın oldukça düşük olduğu gözlemlenmektedir. Tanı koymak, özellikle alerji uzmanları ve dermatologların dikkatini çekmeli ve hastanın öyküsü ile laboratuvar testlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Ayrıca, tanının konulması zordur çünkü belirtiler diğer alerjik hastalıklar ile benzerlik gösterir.

Uzm. Dr. Buket Başa Akdoğan: Tanı sürecinde iki temel unsur var:
- A. Öykü: Kişinin kene ısırığı öyküsü ve gecikmeli reaksiyonun varlığı,
- B. Laboratuvar Testleri: Kanda alpha-gal’a özgü IgE seviyesinin pozitifliği. Türkiye’de yapılan çalışmalarda, deri testlerinin çoğunlukla negatif olduğu, bu yüzden taze veya pişmiş etle yapılan testlerin daha yararlı olduğu görülmüştür.
Yıldız Kenesi ve Coğrafi Dağılım
Dr. Yavuz Turan: Bu kenelerin Kuzey Amerika’nın Merkezi ve Güney Amerika’nın bazı bölgelerinde yoğun olarak görüldüğü bilinmektedir. Avrupa ve Türkiye’de ise henüz resmi kayıtlara geçmiş bir vaka bulunmamaktadır. Ancak, coğrafi yayılım ve taşınma yoluyla bu kenelerin Avrupa ve Asya’ya gelmesi mümkündür. Bu nedenle bölgemizde, özellikle taşınma veya seyahatle gelen vakalara rastlanabilir.

Reaksiyonun Özellikleri ve Farklılıkları
Uzm. Dr. Buket Başa Akdoğan: Alpha-gal sendromunun en belirgin özelliği, gecikmeli ve sarkoidoz benzeri belirtileridir. Alpha-gal maddesine karşı gelişen IgE antikorları, memeli etleri tükettikten sonra genellikle 2-6 saat içinde şikayetlere yol açar. Reaksiyonlar, hafif ürtiker veya kaşıntıdan, daha ciddi anjioödem ve anafilaktik şoka kadar değişebilir. Ayrıca, bu alerji, genetik değil ve kişi yaşına bakılmaksızın ortaya çıkabilir. Aynı zamanda, alerjinin ağır seyrettiği durumlarda yaşamı tehdit eden hayati riskler söz konusu olabilir. Karın ağrısı, bulantı ve yaygın kızarıklık en sık gözlenen belirtiler arasındadır.

Alerjik Reaksiyonların Güçlendirilmesi ve Risk Durumları
Dr. Buket Başa Akdoğan: Alpha-gal alerjisi, farklı seviyelerde reaksiyonlara sebep olabilir. Çok yüksek risk taşıyan gıdalar arasında sakatatlar (karaciğer, böbrek, beyin), kelle paça ve kemik iliği bulunur. Yüksek riskli grubu ise yağlı kırmızı etler, kıyma, sucuk, kavurma gibi ürünler oluşturur. Orta derecede riskli gıdalar ise yağsız etler (bonfile, haşlama) iken, düşük riskli olanlar ise süt ürünleri (peynir, tereyağı) ile az yağlı sütlerdir. Ayrıca, tavuk ve balık gibi memeli olmayan hayvanlar alpha-gal içermez ve bu nedenle alerji üzerinde etkili değildirler.
Tanının Diğer Yöntemleri ve Testler
Uzm. Dr. Buket Başa Akdoğan: Alpha-gal antikorlarının tanısında, özellikle spesifik IgE ölçümleri ve bazofil aktivasyon testi yararlı olabilir. Ayrıca, oral besin yükleme testleri de kullanılsa da, klinik öykü ve kan testleri tanı koymada en yaygın ve pratik yöntemlerdir.
Tedavi ve Yönetim
Uzm. Dr. Buket Başa Akdoğan: Ana tedavi yaklaşımı, tetikleyici gıdalardan kaçınmak ve acil durumlar için adrenalin otoenjektörü bulundurmaktır. Ayrıca, alerji uzmanları tarafından gerçekleştirilen oral immünoterapi (OIT) ile hastaların kırmızı ete olan hassasiyeti azaltılabilir. Bu tedavi sonrası, hastalar günde ortalama 100 gram kırmızı et tüketebilir hale gelirler ve takiplerde alpha-gal seviyeleri zamanla düşer. Ancak, herkes için geçerli değildir ve bu tedaviyi uygulamadan önce uzman görüşü alınması gerekir.
Yaşam Boyu Et ve Süt Ürünlerinden Uzak Durma Zorunluluğu
Uzm. Dr. Başa Akdoğan: Bu, kişiden kişiye değişir. Bazı hastalar, uygun tedavi ve kene ısırıklarından korunma yollarını uygulayarak yaşam tarzlarını değiştirmeksizin kırmızı et tüketebilmektedir. Ancak, en önemli öncelik, kene ısırıklarını engellemektir çünkü yeni ısırıklar duyarlılığı yeniden tetikleyebilir ve alerji seviyesini artırabilir. Bu nedenle, öncelikli olarak kene ile temasın önüne geçmek hayati öneme sahiptir.
Türkiye’deki Durum ve Farkındalık
Uzm. Dr. Buket Başa Akdoğan: Alpha-gal alerjisi, CDC ve dünya genelinde günümüzde artış gösteren bir sağlık sorunudur. Yıllık yaklaşık 15.000 yeni vaka ile toplamda 450.000 civarında birey bu sendromdan etkilenebilir. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde bölgesel bir sorun olarak fark edilen bu durum, zamanla diğer kıtalara da yayılmaya başlamıştır. Türkiye’de ise veri yetersizliği mevcut olsa da, özellikle Karadeniz bölgesinde vaka yoğunluğu mevcuttur. Kene temas öyküsü ve alerjik belirtiler sıklıkla rastlanmaktadır. Artvin ve çevresindeki vakalar, bu alerjinin bölgeyle bağlantısı olduğunu göstermektedir. Ayrıca, iklim değişiklikleri, küresel ısınma ve habitat değişimleri, kenelerin coğrafi yayılımını ve dolayısıyla hastalığın görülme oranını artırmaktadır.
Son Dönemde Artış ve Önlemler
Uzm. Dr. Başa Akdoğan: Farkındalık eksikliği ve tanı gecikmeleri, yani hastaların geç teşhis edilmesi problemi büyütmektedir. Yapılan bir anket, sağlık çalışanlarının %42’sinin alpha-gal alerjisi konusunda bilgi yetersizliği olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, farkındalığın artırılması ve klinik eğitimin güçlendirilmesi önemlidir. Ayrıca, hastalık bilinçlendirilmesi ve test imkanlarının yaygınlaştırılmasıyla olgu sayılarını kontrol altına almak ve yeni vakaları erken tespit etmek mümkün olacaktır.




