Fransa’da Hükümet Güvenoyu Sonrası Gelişmeler ve Siyasi Kriz

Fransa’da Hükümet Düşüşü ve Sonrası Olaylar
Fransa Parlamentosu’nda gerçekleşen güven oylamasında, milletvekillerinin büyük çoğunluğu Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un hükümetine güvensizlik gösterdi. Toplam 577 milletvekilinden 364’ü Bayrou liderliğindeki hükümetin devrilmesine oy kullandı. Buna karşın, 194 milletvekili hükümeti desteklerken, 25 milletvekili ise çekimser kaldı. Oylama sonrasında Cumhurbaşkanlığı Sarayı, Macron’un önümüzdeki günlerde yeni bir başbakan atama sürecine başlayacağını açıkladı. Macron’un, bugün Bayrou ile yapacağı görüşmede hükümetin istifasını kabul etmesi bekleniyor.

Özellikle yaşanan bu gelişmeler, Macron’un ikinci dönemi boyunca üçüncü hükümetin düşüşü anlamına geliyor. Üstelik Macron’un selefi Michel Barnier, Aralık 2024’te sadece üç ay görev yaptıktan sonra istifa etmişti. Bu gelişmeler, Fransa’nın hükümet değişiklikleriyle sıkça anılan, istikrarsız bir siyasi ortam içerisine girdiğine işaret ediyor.
“
Bayrou’nun Son Konuşması ve Aşırı Sağdan Çığlıklar
Geçtiğimiz günlerde Parlamento önünde konuşan Bayrou, güvensizlik oyu öncesinde yaptığı açıklamada, son dokuz ayı ‘mutluluk’ dönemi olarak nitelendirdi. Hükümetinin büyük bir dayanışma içerisinde, kriz ve gerginlik yaşamadan çalıştığını vurguladı. Ayrıca, aşırı sağ kesim ise Macron’a yönelik sert çağrılarda bulundu.
İşte aşırı sağın Macron’a yönelik çağrısı:
- Meclis’i ‘fethet’ çağrısı yapan Marine Le Pen, güvenoyu sonrası Macron’un Ulusalar Meclisi’ni feshetmesi gerektiğini savundu.
- Le Pen, Bayrou hükümetini eleştirirken, “Yürüttüğünüz kötü politikaların yasını tutmak zorunda kalacaksınız. Değişim daha fazla gecikmemeli.” ifadelerini kullandı.
- Meclis feshedilmediği takdirde, Macron’un ülkeyi durma noktasına getireceği uyarısında bulundu.
“
Hükümetin Düşüşünün Ardındaki Temel Faktörler
Bayrou hükümetinin sona ermesine neden olan temel unsur, 44 milyar Euro tutarındaki kemer sıkma paketi oldu. Bu kapsamda kamu harcamaları azalmış, iki ulusal tatil kaldırılmış ve sosyal harcamalar dondurulmuştu. Bu sert önlemler, hem sol hem de aşırı sağ partiler tarafından sosyal adaletsizlik gerekçesiyle yoğun biçimde eleştirildi ve karşı çıkıldı.




