Yıllar Sonra Hayranlarını Şaşırtan ve Üzen Ünlülerin Son Durumları

İşte bu nedenle, yaşamları boyunca başarılı bir şekilde biriktirdikleri servetlerin ardından, ölüm sonrası miras kavgaları sıklıkla gündeme gelir. Bazı ünlüler ise bu olumsuz durumların dışında, kendi hataları ve yaşadıkları talihsizlikler nedeniyle her şeyi kaybetmiş durumda. Zaman içinde büyük hayaller kurarak ve yükseklerde uçarken, kendilerini büyük bir düşüşün içinde bulabilirler. Bu kişilerden biri de, son görüntüsüyle hayranlarını adeta şoke etti ve onları oldukça üzüntüye boğdu.
Eskinin Hayalet Benzeri Görünümü
Mickey Rourke adlı aktör, bu anlatılanların hem duygusal hem de fiziksel anlamda en çarpıcı örneği. Şu anda 72 yaşında olan Rourke, yıllar önce gençlik yıllarının en yakışıklı ve kariyer anlamında zirveye çıkan isimlerinden biri olarak tanınıyordu. O dönemde kazanılan şöhret ve servet, zamanla onun görünümüne ve yaşam tarzına yansıdı. Ünlü yönetmenlerle çalışan ve pek çok unutulmaz filmde rol alan Rourke, şimdilerde ise geçmişte sahip olduğu lüksten eser kalmamış bir durumda.

Geçmişte, lüks bir yaşam sürdüğü bilinen Rourke’un şimdi geldiği nokta ise hayatını oldukça zorlaştırmış durumda. Bir zamanlar Beverly Hills’teki gösterişli evinde sıkça görüntülenen oyuncu, artık evinden neredeyse hiç çıkmıyor. Bakım ve temizlik eksikliği nedeniyle ortaya çıkan yıkık dökük binası ve eski görkemli saçları, kendine olan güvenini yitirmiş olduğunu gösteriyor. O artık, eski halinin bir hayaleti gibi görünmeye başladı ve söylenenlere göre, sokağa çıkmak bile istemiyor; adeta ‘acı bir inzivaya’ çekilmiş durumda.

Yarışma Programlarından da Atıldı
Son zamanlarda, Mickey Rourke’un adı, katıldığı yarışmalardaki olumsuz davranışlarıyla da sıkça anılıyor. Geçtiğimiz Nisan ayında İngiltere’de yayınlanan Celebrity Big Brother yarışmasına katılan oyuncu, burada da uzun soluklu kalamadı ve yarışmadan diskalifiye edildi. Bu olay, onun eski günlerine kıyasla çok daha farklı bir görüntü sergilemesine neden oldu. Katıldığı bu programdan da kısa süre sonra ayrılan Rourke, hayranlarının yüreğinde iz bırakan eski günlerini unutmaya çalışıyor.

Gençlik Yıllarında Boksör Olmak İstiyordu
Hollywood’un en ikonik isimlerinden biri olmasına rağmen, Mickey Rourke’nun gençlik yıllarındaki hayali boksör olmaktı. Henüz 12 yaşındayken ilk başarılarını elde eden Rourke, ringlerde Andre Rourke adıyla yarışıyordu. Ancak 1971 yılında yaptığı maçta ciddi bir beyin sarsıntısı geçirdi ve bir süre spor kariyerini bıraktı. Bu sırada oyunculuğa yöneldi ve ilk sahne deneyimini, arkadaşlarının yönettiği Deathwatch adlı oyunla kazandı. Bu adım, onun sinema kariyerine başlamasının temelini attı.

Unutulmaz Filmlerde Rol Aldı
Rourke, kariyeri boyunca pek çok önemli yapımda yer aldı. Steven Spielberg’in yönettiği 1941 filmiyle sinemaya adım attı ve ardından Body Heat, The Outsiders, Siyam Balığı, Dokuz Buçuk Hafta ve Bar Kelebeği gibi yapımlar, onun kariyerinde zirveye yükselmesine neden oldu. 1991 yılında tekrar boks ringlerine döndü, ancak bu uzun sürmedi. 2009 yılında gösterilen Güreşçi filmiyle büyük başarı yakaladı ve birçok ödül kazandı; hatta en iyi erkek oyuncu Oscar adaylığını bile aldı.

İkililik ve Aşk Maceraları
Mickey Rourke’un özel hayatı da, kariyeri kadar olaylıydı. 1981-1989 yılları arasında ilk evliliğini Debra Feuer ile yaptı. Ardından, dönemin popüler modellerinden ve oyuncularından Carre Otis ile 1992-1998 yılları arasında evli kaldı. Bu evlilik, hem dönemin medyasında hem de hayranlar arasında oldukça dikkat çekti. Otis’in, West Hollywood’daki yakın arkadaşlığı ve beraber rol aldığı filmler, evliliklerinde de büyük etkili oldu. Otis, 2011 yılında yayımlanan bir kitapta, Rourke’den şiddet gördüğünü açıkça itiraf etti ve evlilikleriyle ilgili çarpıcı detaylar paylaştı.

Bunlar arasında, Otis’in, Rourke’nin ona teklif etmediği takdirde öldüreceğini söylediği iddiası da var. Sonuç olarak, evlenmek zorunda kalan çiftin ilişkisi, yalnızca acı ve karmaşık anılarla anılmaya devam ediyor.

Dünyaca Ünlü Bir Filmin İçeriğinde Kendini Buldu
Rourke’un hafızalarda kalan ve en çok iz bırakan filmlerinden biri de, Kim Basinger ile birlikte rol aldığı Dokuz Buçuk Hafta. Yıllar sonra, sinemadan uzak kalmış olsa da, The Wrestler filmine dönerek yeniden kariyerine yön verdi. Bu filmdeki güçlü performansı, 2009’da Oscar’a en iyi erkek oyuncu adaylığıyla sonuçlandı. Darren Aronofsky’nin yönetmenliğinde yapılan bu yapım, Türkiye’de Şampiyon adıyla gösterildi ve onun tekrar zirveye çıkışını simgeledi.






