Volkan Konak’ın eşi Selma Konak acı haberi aldığı anı anlattı: Kızım aradı ‘babam ölmüş’ dedi

Amerika’dayım, zaman farkı nedeniyle günler ve saatler bana biraz karmaşık geliyor. En son Volkan’la konuyuştum ve onunla yapmış olduğum son telefon görüşmesi gerçekten çok özel ve duygusal bitmişti. Türkiye saatine göre akşam 20.35 civarında aradım; Derin, yani kızımız, babasının bayramını kutladı ve bu küçük anı hep hafızamda saklayacağım. Volkan onunla biraz şaka yaptı; “Sen bayramın ne olduğunu biliyor musun?” diye sordu. Derin cevap verdi: “Baba, bayram olduğunu biliyorum ama hangi bayram olduğunu bilmiyorum.” Bu tatlı diyalog bizi güldürdü ve içimizi ısıttı. Sonra, “Selma, birazdan sahneye çıkacağım,” dedi. Zaten biletini almıştı ve ertesi gün Amerika’ya dönecekti. Bilet tarihi 31’iydi ve o an, kavuşmamıza çok az kalmıştı. “Seni seviyorum, seni seviyorum,” diyerek telefonu kapattık ve bu, bizim son konuşmamız oldu.

‘BABAM SAHNEDE DÜŞMÜŞ’
Günün ilerleyen saatlerinde yürüyüşe çıkmayı planlamıyordum aslında, içime bir sıkıntı çökmüştü. Şimal aradı ve oldukça telaşlıydı. “Anne neredesin?” diye sordu. “Dışarıda yürüyüşteyim,” dedim. “Araba kullanmıyorsun, değil mi?” diye sordu. “Hayır,” yanıt verdim. Ardından, “Babam sahnede düşmüş, nabzı zayıflamış,” dedi. Bu sözler beni şoke etti. “Saçmalama, daha 2 saat önce konuştum,” diye tepki verdim. Annenin endişesi büyüktü; “Ben öyle duydum,” dedi. “Kapat, hemen arıyorum,” dedim ve panik içinde menajeri, şoförü ve Kıbrıs temsilcisini aradım. Maalesef cevap alamıyordum. En sonunda, Kıbrıs’taki bir çalışanı aradım ve açtı. Bu iletişimler içinde, her şeyin normal olmadığını fark ettim.

‘ÖLECEĞİ AKLIMDAN GEÇMEDİ’
Selma Hanım şu anda acil ambulansla hastaneye doğru yola çıktı ve ben o kadar inanmıyorum ki Volkan’ın öldüğüne. Hatta, “Bir şey yoktur, canım ne olacak?” diye kendi kendime telkinlerde bulundum. Hemen eve geçtim, bavullarımı hazırladım ve acil uçak biletleri aldım. Gidip onu hastanede ziyaret edecektim, kafamda onun güleceği, beni rahatlatacak bir plan vardı. Hatta, ona şöyle söylemeyi düşünüyordum: “Volkan beyaz ışığı gördün mü? Hani ölüme yakın olanlar bu aydınlığı görürmüş ya.” Ama o sırada, onun gerçekten öldüğüne inanmak istemiyordum ve bunun aklımdan geçmediğini fark ettim. Bir yandan da, onun hayatta olduğunu hayal ediyordum; ama gerçekler acıydı ve onu kaybettiğim gerçeğiyle yüzleşmek zorundaydım.

‘AĞLAMAKTAN YÜZÜM YAR OLDU’
Uçak biletimi hemen aldım ve bir an önce yola çıkmak için hazırlıklarımı yaptım. Arabaya bindiğimde, Şimal tekrar aradı ve yine ağlamaya başladı. “Anne, babam ölmüş,” dedi. Bu söz beni adeta sarsıp yere serdi. Yıkıldım, bağırmaya ve delirmeye başladım. “Saçmalama!” diye haykırdım; ama o da şoktaydı ve “Anne, gerçekten ölmüşler,” dedi. O an, zaman ve mekan kavramım tamamen kayboldu. Sadece, “Volkan!” diye haykırmak ve onun adını haykırmakla yetindim. Bu, hayatımın en korkunç, en acı günüydü. Arkadaşlarım ve çevremdekiler, ne yapacaklarını bilemediler, kimse beni sakinleştiremedi. Sonra, çocuklarla birlikte hızla havalimanına koştuk. O yolculuk 11 saat sürdü ve her anı ağlayarak geçti. Uçakta da gözyaşlarım durmadı, yüzüm yara olmuştu ve her adımda yaşadığım acıyla sarsıldım. Hala o günü, o yolculuğu ve hissettiklerimi unutamıyorum; hayatımın en büyük trajedisi olarak kalacak bu acı, içimde derin izler bıraktı.




