Kalp ağrısı ne taç dinler ne taht! Sabaha kadar gözyaşı döktü

Ülkenin, artık 34 yaşına gelmiş olan gelecekteki kralı gencecik, güzeller güzeli bir kızla evlenecekti… 1981 yılının 29 Temmuz günü gerçekten de unutulmaz oldu. Sadece o görkemli düğün yüzünden değil… Sonrasında yaşanan trajik olaylar ve karmaşık duygular yüzünden aynı zamanda… ‘UĞURSUZ’ DÜĞÜNÜN ÜZERİNDEN 44 YIL GEÇTİ
Büyük olasılıkla herkes anladı, Diana Spencer ile o dönemde veliaht olan Prens Charles’ın düğününden söz ettiğimizi… 1981 yılında başlayan o evlilik, zaman içinde iki erkek evlat sahibi olmalarıyla tahtın geleceğini güvence altına aldı. Ancak, bu evlilik, başlangıçta iyi niyetlerle başlamış olmasına rağmen, uzun vadede pek de öyle gitmedi. Çift, 1992 yılında boşandı ve bu ayrılık, kraliyet ailesi tarihine damgasını vurdu.
O döneme tanık olanlar ve olmayanlar da, o düğünle ilgili birçok perde arkası detayını yeni yeni öğreniyor. Bunlardan biri de, Charles’ın, Diana ile evlenmeden önce yaşadıklarıyla ilgili. Birçok kayıtta, iki tarafın da evlenmek istemediğine dair ipuçları bulunuyor.
Aslında İkisi de Evlilik İçin İstekli Değildi
Artık herkesin bildiği gibi, Diana Spencer, düğünden hemen önce bu evliliğin doğru bir seçim olmadığını fark etti. Kendini, mezbahaya götürülen bir kurbanlık gibi hissettiğini bile dile getirmişti. Ancak, artık yapacak bir şey yoktu; ülkenin gelecekteki kralının düğünü, son anda iptal edilemezdi. Turner’a göre, Diana’nın, evlenme konusunda isteksizliği, ablasıyla yaptığı konuşmalara yansımıştı. Hatta, birlikte çekilen fotoğrafları ve hatıra eşyaları bile vardı.

Sonuç olarak, evlilik gerçekleşti. Ancak, kraliyet uzmanı Ian Pelham Turner, düğünden bir gece önce Charles ve Diana’nın yaşadıklarına dair şaşırtıcı detaylar paylaştı: Charles ve Diana, her ikisi de evlenmek istemiyordu ve gece boyunca gözyaşı döktüler. Turner, Charles’ın, aslında kalbinde hâlâ sevgilisi Camilla Parker Bowles olduğunu ve bu nedenle büyük bir karmaşa yaşadığını belirtti.

Aile Baskısıyla Evlilik
Ancak, Diana’nın unutamadığı ve derin kalbini kıran başka bir olay daha vardı. Charles, Camilla’nın kendisine hediye ettiği, üzerinde ‘C’ harfi bulunan kol düğmelerini takmıştı. Bu, onun, Camilla’ya olan aşkını gizlemeye çalıştığı bir mesajdı. Bu detaylar, “Prens Charles: Muhtemel Olmayan Bir Yaşamın Tutkuları ve Paradoksları” adlı biyografi kitabında da anlatılıyor. Kitapta, Charles’ın, evliliği sırasında baskı altında olduğunu ve gerçekten sevdiği kadın olan Camilla’ya olan duygularını gizlemekte zorlandığını vurguluyor. Düğün öncesi gece, Charles’ın gözyaşlarıyla dolu olduğunu ve içten içe mutsuz olduğunu ortaya koyuyor.

Modern Kraliyet Aileleri ve Aşk
Uzmanlara göre, günümüz kraliyet ailesi üyeleri, bu konuda oldukça şanslı. Örneğin, Prens Harry, boşanmış bir kadın olan Meghan Markle ile evlenebildi. Prenses Beatrice de, evlenmeden önce çocuk sahibi olduğu Edoardo Mapelli Mozzi ile mutlu bir yuva kurdu. Aynı şekilde, Peter Phillips, geçmişteki bir evliliği olan Harriet Sperling ile nişanlandı. Bu gelişmeler, kraliyet ailesi üyelerinin, sevmedikleri kişilerle evlenmek zorunda kalmadığını ve aşklarına daha fazla özgürlük tanındığını gösteriyor. Artık, aile üyeleri görevleri ve aşkları arasında sıkışıp kalmıyor; sevgi ve mutluluk peşinde koşabiliyorlar.

Bir dönem, Charles’ın, bir arkadaşına, Diana ile evliliğinin, babası Prens Philip ve kendisinin zorlamasıyla gerçekleştiğini anlatmıştı. Bu zorunluluk, aşk değil, geleneklere uygunluk içindi çünkü, geleceğin kralının, boşanmış bir kadınla evlenmesi, toplum ve kraliyet kuralları açısından pek de kabul görmüyordu. Sonuçta, Diana ile Charles’in evliliği acı bir şekilde sona erdi. Diana, genç yaşta, sevmediği ve aradığı sevgiyi başka yerlerde bulamadan vefat etti.

Ancak, Charles ve Camilla’nın hikayesi, yıllar sonra 2005’te mutlu sona ulaştı. Camilla, uzun yıllar süren aşkın ardından, artık resmi olarak karısı oldu ve taç giydi. Hatta, başlangıçta toplum tarafından pek de sevilmeyen Camilla, zamanla, “Kraliçe” unvanıyla anılır hale geldi ve kraliyet ailesinde önemli bir yer edindi.







