İran’a Saldırı Petrolü Alevlendirdi: Hürmüz Boğazı Kâbusu ve 110 Dolar Senaryoları Masada

ABD-İsrail Gerginliği Küresel Ekonomiyi Tehdit Ediyor: Hürmüz Boğazı Alarmı
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı operasyonlar, dünya genelinde ekonomik dengeleri sarsma potansiyeli taşıyor. 28 Şubat 2026’da başlayan saldırılarla birlikte, Brent petrolün varil fiyatının 72 dolardan hızla yükselmesi bekleniyor. Bu durumun temel nedeni ise, Arap Yarımadası petrolünü Hint Okyanusu’na ulaştıran kritik suyolu olan Hürmüz Boğazı’nın kapatılma ihtimali.
Hürmüz Boğazı’nın Stratejik Önemi
Hürmüz Boğazı, dünya ekonomisi için hayati bir öneme sahip. Günde yaklaşık 20 milyon varil ham petrol ve diğer yakıt türlerinin taşındığı bu boğazdaki herhangi bir aksama, küresel ölçekte ciddi ekonomik sonuçlar doğurabilir. Petrol fiyatlarındaki olası bir artış, birçok ülkede enflasyonu tetikleyebilir, halkların yoksullaşmasına neden olabilir ve cari denge üzerinde baskı oluşturabilir.
Büyük bir petrol taşımacılığı şirketinin üst düzey yöneticisi, Reuters haber ajansına yaptığı açıklamada sevkiyatları askıya aldıklarını belirtti. Yetkili, “Gemilerimiz birkaç gün beklemede kalacak” diyerek, petrol sevkiyatına devam etmenin savaşın seyrine bağlı olduğunu vurguladı.
İran Devrim Muhafızları’nın daha önce yaptığı açıklamada, olası bir saldırı durumunda Hürmüz Boğazı’nı gemi trafiğine kapatacakları belirtilmişti. İran’a yönelik bombardımanın başlamasıyla birlikte, ticari gemilere yönelik olası bir saldırı endişesi taşıyan nakliye şirketleri, petrol tankerlerini Hürmüz’den geçirmek yerine limanlarda bekletmeyi tercih ediyor.
Hindistan’ın Endişesi ve Bölgesel Etkiler
İsrail ile müttefiklik ilişkileri kuran Hindistan bile bu durumdan endişe duyuyor. India Times‘da yayınlanan bir haberde, “Savaşın daha geniş bir bölgesel çatışmaya dönüşmesi korkuları gerçekleşirken Hindistan, hem İsrail hem de İran ile dostane ilişkiler içinde olduğu için zor durumda. Meseleyi Hindistan için zorlaştıran şey, enerji ihtiyacının bu bölgeye bağımlı olmasıdır. Petrol ithalatındaki herhangi bir aksama, ekonomiyi altüst edebilir, enflasyonu yükseltebilir ve Hindistan Merkez Bankası’nı faiz oranlarını yüksek tutmaya zorlayabilir,” ifadeleri kullanıldı.
Benzer bir durum Kızıldeniz’de de yaşanıyor. İran destekli Yemen’deki Husi milisler, nakliye yollarına ve İsrail’e yönelik füze ve İHA saldırılarına yeniden başladı. Husiler, daha önce Trump yönetimiyle yaptıkları bir anlaşma çerçevesinde Kızıldeniz’deki gemilere yönelik saldırıları durdurmuştu.

Alternatifsiz Geçiş Noktaları
Gemiler, savaş veya diğer riskli durumlarda alternatif rotalar belirleyebilir. Ancak, bazı geçiş noktalarının gerçekçi bir alternatifi bulunmuyor. Kızıldeniz’i Aden Körfezi’ne bağlayan Bab’ül Mendeb Boğazı ile Umman-İran arasında bulunan ve Umman Körfezi’ni Arap Denizi’ne bağlayan Hürmüz Boğazı, bu alternatifsiz noktalardan.
Körfez’deki büyük petrol üreticisi ülkeleri, dünyanın dört bir yanındaki rafinerilere ve pazarlara bağlayan Hürmüz Boğazı, günde 20 milyon varil petrol ve yakıtın uluslararası pazara ulaşmasını sağlıyor.
Dünyada deniz yoluyla yapılan petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 30’u bu dar kanaldan geçiyor. Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrolün yaklaşık yüzde 70’i Asya ülkelerine sevk ediliyor. Boğaz yerine boru hatlarını kullanmak isteyen ülkeler ise toplamda ancak 4,2 milyon varil petrolü iletebiliyor.
ABD Enerji Bilgi İdaresi’ne göre, 2022 yılında Hürmüz’den geçen ham petrol ve kondensatın yüzde 82’si Asya pazarlarına gitti. Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore, 2022 ve 2023’ün ilk yarısında Hürmüz’den geçen hidrokarbon kaynağının yüzde 67’sini satın alan ülkeler oldu.
Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden yapılan tüm sıvılaştırılmış doğalgaz da (LNG) Hürmüz’den geçiyor. Bu iki ülkenin küresel LNG ticaretindeki payı yüzde 20 düzeyinde. Devasa hacimli gemilerin kaynak taşıması için pratikte alternatif bir güzergâh bulunmuyor.
Uluslararası yayın organlarındaki petrol fiyatlarının yükselişine dair tahminler, dünyanın zorlu bir dönemden geçeceğine işaret ediyor. Hürmüz Boğazı’nın kısa süreliğine kapalı kalması durumunda bile, petrol fiyatlarının varil başına 95 ila 110 dolar seviyesine çıkma olasılığı bulunuyor.
Equiris Securities raporu, günde yaklaşık 3,3 milyon varil petrol üreten İran’ın küresel arzın yaklaşık yüzde 3’ünü karşıladığını hatırlatıyor. Sadece İran petrolünün satılamaması halinde bile, her yüzde 1’lik arz şokuna karşılık yüzde 3 ila yüzde 5’lik fiyat tepkisi hesabı yapıldığında, petrol fiyatlarındaki oynaklığın yüzde 15’e kadar çıkabileceği tahmin ediliyor. Bu durum, sadece İran petrolünün arzında yaşanacak bir aksama nedeniyle küresel petrol fiyatlarının 90 dolara kadar yükselebileceği anlamına geliyor.
İran yapımı Şahid-136 tipi kamikaze İHA, Bahreyn başkenti Manama’da Amerikan 5. Filo yerleşkesine böyle düştü. pic.twitter.com/zq8k9a9ipV
— TRHaber Savunma (@savunma_trhaber) February 28, 2026




