Yerel Haberler

Gebze’deki Yıkılan Binada Tulumba Kolu Sırrı: İkinci Rapor Gerçeği Gözler Önüne Seriyor

Kocaeli’de Yıkılan Arslan Apartmanı Faciasında Yeni Gelişmeler

Kocaeli’nin Gebze ilçesinde 29 Ekim’de meydana gelen ve aynı aileden 4 kişinin hayatını kaybettiği Arslan Apartmanı’nın çökmesiyle ilgili soruşturmada yeni detaylar ortaya çıktı. Olay, sabah saatlerinde Mevlana Mahallesi’nde yaşanmış ve 7 katlı bina büyük bir gürültüyle çökmüştü. Enkaz altında kalan Emine ve Levent Bilir çifti ile çocukları Muhammet Emir (12) ve Hayrunnisa Bilir (14) yaşamını yitirirken, Dilara Bilir (18) ise yaralı olarak kurtarılmıştı.

Bilirkişi Raporları Çelişkili Sonuçlar Ortaya Koydu

Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında ilk olarak yerel bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan ön raporda, binanın çökmesine bina altından geçen metro inşaatının etken olduğu belirtilmişti. Ancak bu raporun ardından farklı üniversitelerden uzmanların yer aldığı bir bilim kurulu tarafından hazırlanan ikinci bir rapor, olayın nedenlerine dair farklı bir bakış açısı sundu. İlk raporun hızlı bir şekilde tamamlandığı ve çelişkiler içerdiği belirtilirken, bilim kurulunun raporunun daha teknik ve jeolojik-jeoteknik değerlendirmelere dayalı olduğu vurgulandı.

Zemin Koşulları ve İmalat Hataları Facianın Temelinde

Bilim kurulunun hazırladığı jeolojik-geoteknik değerlendirme raporunda, binanın çökmesinin temelinde zayıf zemin koşulları ve yapıdaki imalat kusurları olduğu ifade edildi. Raporda, binanın eski bir dere yatağı ve döküm sahası niteliğindeki kontrolsüz dolgu zemin üzerine inşa edildiği, temelinin ise yüzeysel ve yetersiz olduğu tespit edildi.

Binaya dair yapılan detaylı incelemeler sonucunda raporda şu önemli bulgulara yer verildi:

  • Yüzey ve yüzey altı drenaj sistemlerinin olmaması.
  • Binanın ince uzun geometrisi (narin yapı sakıncası).
  • Eczane olarak kullanılan zemin ve asma katın yumuşak kat etkisi oluşturması.
  • Beton basınç dayanım deney sonuçlarının projedeki beton sınıfı dayanımının altında olması.
  • Onaylı projede tam bodrum planlanmasına rağmen imalatta tam bodrum katının yapılmaması.
  • Bina temelinin kontrolsüz dolgu üzerine sığ derinlikte inşa edilmesi.

Enkazda Bulunan Tulumba Kolu Soru İşaretleri Yarattı

Raporda ayrıca, bölgedeki kaçak su kuyularının yeraltı suyu seviyesinde önemli değişimlere neden olduğu ve enkaz kaldırma çalışmalarında bir tulumba kolunun tespit edildiği belirtildi. Bu durum, binanın altında geçmişte kullanılmış bir su kuyusunun varlığına işaret ettiği ve bu noktanın bir su biriktirme odağı olduğu düşüncesini desteklediği ifade edildi. Mevsimsel yeraltı suyu seviyesi değişimleri ve zeminin tam konsolide olmaması, zemin bünyesinde borulanmalara neden olarak bina temeli altındaki toprak erozyonunu tetiklediği değerlendirildi.

Tapu Kayıtlarındaki Uyumsuzluklar Dikkat Çekti

Yıkılan binanın mimari projesi ve imar durumu incelendiğinde, tapu kayıtlarında binanın 5 katlı betonarme apartman olarak kayıtlı olduğu, ancak Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemi’nde (TAKBİS) 7 katlı ofis-işyeri olarak geçtiği tespit edildi. Binanın yıkılmadan önceki görsellerinde ise çatı katı dahil toplam 9 katlı olduğu belirlendi. Bu durum, binanın ruhsatı, tapu-kadastro kayıtları ve fiili kat adedi arasında belirgin uyumsuzluklar olduğunu gösterdi. Bu uyumsuzlukların, binanın yük ve yük dengelerini değiştirdiği ve statik hesapların geçerliliğini ortadan kaldırdığı vurgulandı.

Metro İnşaatıyla İlgili Değerlendirme

Raporda, onaylı metro projelerinin mühendislik, mimari tasarım ve teknoloji açısından uygun olduğu belirtilirken, imalatların da projelere uygun yapıldığı tespit edildi. Metro tünel güzergahının yüzeyden 17 metre derinlikte ve sağlam kaya birimi içinde inşa edildiği, tünel yapım aşamalarında herhangi bir olumsuzluk yaşanmadığı ve yüzeydeki yapılarla etkileşimin kabul edilebilir sınırlar içinde kaldığı ifade edildi.

Sonuç: Metro İnşaatı ile Yıkım Arasında Doğrudan Bağlantı Yok

Raporun sonucunda, metro projesi başlangıcından bu yana oluşan zemin hareketinin azami 5 cm olduğu ve bu değerin bina altında oluşan 7 metrelik derin çukura sebep olamayacağı belirtildi. Yapılan teknik değerlendirmeler sonucunda, binanın yıkılmasında binanın oturduğu zemin ile yüzey ve yüzey altı suyu koşullarının etkili olduğu değerlendirilirken, bina göçmesi ile metro inşaatı arasında doğrudan bir bağlantı ilişkisi kurulamadığı görüşüne varıldı.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün