
Depresyon, hem toplumların sağlık yapısını hem de ekonomik düzeni olumsuz yönde etkileyen kritik bir sağlık sorunu olarak öne çıkmaktadır. Günümüzde, yaşam kalitesinin düşüşü ve iş gücü kayıpları gibi sorunların temel nedenleri arasında yer almaktadır. Uzmanlar, tedavi süreçlerinde ilaç ve psikoterapiye ek olarak, beslenmenin rolünün giderek daha fazla fark edildiğini vurgulamaktadır.
Modern yaşam tarzının getirdiği stres, hazır gıdaların yaygın kullanımı ve hareketsiz yaşam biçimleri, vücutta sessizce ilerleyen kronik inflamasyonun oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Bu inflamasyon, kalp-damar hastalıkları, kanser ve depresyon gibi pek çok sağlık sorununda temel risk faktörü olarak kabul edilmektedir.
Akdeniz Diyeti ve Depresyon Koruması
Gelişmiş bilimsel araştırmalar, Akdeniz Diyeti’nin depresyon riskini yaklaşık %30 oranında azalttığını göstermektedir. Bu diyetin temel taşı olan zeytinyağı, balık, kuruyemişler ve taze sebze meyveler, inflamatuar süreçleri baskılayan ve beynin sağlığını destekleyen besinler içermektedir. Uzmanlar, özellikle oleokantal adlı doğal bileşiğin, zeytinyağında bulunduğunu ve inflamasyonun önlenmesine katkı sağladığını ifade etmektedir.

Balıkta bulunan omega-3 yağ asitleri EPA ve DHA, inflamatuar sitokinlerin salınımını azaltır ve beyin fonksiyonlarını güçlendirir. Ayrıca, kuruyemişler ve taze sebzeler, enerji seviyesini artırmanın yanı sıra, beyin hücreleri arasındaki iletişimi destekler. Bu doğal ve renkli öğeler, beynin kimyasal dengesini olumlu yönde etkileyerek depresyona karşı güçlü bir koruma sağlar.

Çalışmalar, Akdeniz Diyeti’ni benimseyen bireylerde inflamasyon belirteçlerinin, örneğin CRP ve IL-6 seviyelerinin daha düşük olduğunu ve BDNF seviyelerinin ise yükseldiğini ortaya koymaktadır. Bu bulgular, söz konusu diyetin beyin sağlığını koruyucu ve depresyonu önleyici etkilerinin bilimsel temellerle desteklendiğine işaret etmektedir.













