Cuma hutbesi PDF metni yayınlandı! Diyanet 15 Ağustos cuma hutbesi konusu: ‘Kul Hakkı Ateşten Gömlektir’

Değerli Müslümanlar! Kul hakkı konusu, sadece insan ilişkilerinde değil, aynı zamanda ahiretteki hesap verme gününde de en ağır yüklerden biridir. Peygamber Efendimiz (s.a.s), “Müflis kimdir?” sorusuna verdiği cevapla, aslında tüm kul haklarına dikkat çekmektedir. O, şöyle buyurmuştur:
“Hakkında mal ve mülk kaybı olmayan, fakat başka insanların haklarını gasp eden ve onların üstünlüklerine tecavüz eden kişi aslı da iflas etmiş, maddi anlamda borçlarını fazlaca görmüş bir müflistir.”
Bu söz, dünyada ve ahirette gerçek anlamda müflisin, malını kaybetmiş değil; başkalarının hakkını gasp etmiş ve bu yüzden de vicdanını kaybetmiş kişi olduğunu anlatıyor. Kul hakkı ihlali, toplumun temel yapısını sarsar ve fertlerin manevi huzurunu bozar. Her ne kadar bazen ihmal ya da gafletle çoğu zaman da kasıtlı olarak hak ihlal edilse de, netice değişmez; bu, güçlü bir günah ve affedilmesi zor bir vebaldir.
Kul Hakkı ve İnsanlık Suçları
Allah’ın koyduğu sınırların dışına çıkmak, özellikle de yaşam hakkını gaspetmek, en büyük günahlardan biridir. Bugün dünya genelinde masum insanlar, özellikle de Filistin ve Gazze’de, onları görmezden gelenlere rağmen, zalimlerin katletmesine sessiz kalmak, kul hakkının en büyük ihlalidir. Yüce Rabbimiz, “Kim bir mümini kasden öldürürse, onun cezası içinde ebediyyen kalacağı cehennemdir ve Allah ona lanet etmiştir” buyurmaktadır. Bu uyarıya rağmen, hala bazılarımızı bu zulümlere karşı durmamaya iten gizli bir kayıtsızlık ya da umarsızlık yeterli olamaz.

Mirastan Hakkı Gasp Etmek ve Haksız Krallar
Kişinin miras hakkını ihlal etmesi de kul hakkıdır. Özellikle kız çocuklarının miras hakkından mahrum bırakılması veya arazi ve gayrimenkullerde haksız işgaller, Allah’ın ve Resul’ün uyarısına aykırıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurmaktadır:

“Hiç kimse, ona ait olmayan bir karış toprağı bile alırsa, kıyamet günü yedi kat yeri onun boynuna dolar.”

Bununla beraber, şahısların sorumsuzca hareket ederek başkasının hakkını gasp etmesi, çocukların veya büyüklerin malını satarken ve devretirken etik olmayan davranışlar sergilemesi, toplumda ciddi adaletsizliklere yol açar. Unutmayalım ki, adil olmak, sadece dünya düzeni için değil, ahirette de kurtuluş anahtarıdır.
İşveren ve Çalışan Hakları
İş hayatında da kul hakkı ihlali ise çok çeşitlidir. Bir işveren, çalışanına karşı sorumluluğunu yerine getirmediğinde, ücretini zamanında ödemediğinde veya sigorta ve haklarını gözetmediğinde büyük bir günah işlemiş olur. Aynı şekilde çalışanlar, işlerini hakkıyla yapmazsa ve mal veya ekipmanlara zarar verirse, bu da başka bir kul hakkı ihlalidir. İşçiler, çalışma saatlerine riayet etmeli ve işverenler de adil davranmalıdır.

Hile ve Yolsuzluklara Karşı Durmak
İhracata yönelik üretimde veya satışta fiyat ve kaliteyi manipüle etmek, sağlığa zararlı maddeler eklemek veya sahte ürün satmak, toplum ve bireyler arasındaki güveni zedeler. Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurmuştur:

“Bizi aldatmaya çalışan bizden değildir.”
Ayrıca, toplumda ortak kullanım alanlarını ve yolları şahsi çıkarlar için işgal edip, başkalarının geçişini engellemek, yine kul hakkına girer. Dijital ortamda gerçek olmayan ve yanıltıcı haberler yaymak ise, insanların onur ve haklarına zarar verir ve bu da büyük bir günahdır.

Helalleşmek ve Ahirette Hesap
Kul hakkı ise, sadece dünya ile sınırlı kalmayıp, ahirette de büyük bir sorumluluktur. Hak sahibinden helallik almadan ve onları maddi ve manevi açıdan rahatlatmadan, onun yüklerini hafifletmeden Allah katında mağfiret bulmak mümkün değildir. Bu nedenle, her Müslüman hem dünyada hem de ahirette, kul haklarından uzak durmalı ve hakkaniyetle hareket etmelidir. Bakara suresi 281. ayetin mealinde buyurulmuştur:

“Öyle bir günden sakının ki, o gün hepiniz Allah’a döndürüleceksiniz. Sonra herkes yaptığı amelin karşılığını tam olarak alacaktır ve kimseye haksızlık edilmeyecek.”





