Travel

Çocukken Dehşet Saçtı, Şimdi Hayat Kurtarıyor

Beth Thomas’ın hikayesi, 1990 yılında yayınlanan “Öfkenin Çocuğu” belgeseli ile tüm dünyayı sarstı. 6 yaşındaki Beth’in şiddet eğilimi, en kanlı korku filmlerini bile geride bırakıyordu. Hayvanlara işkence eden, kuş yavrularını öldüren ve öz kardeşinin kafasını beton zemine vuran bu küçük kızın travmatik geçmişi ve şimdiki yaşamı, umut ve dönüşümün bir sembolü haline geldi.

Beth Thomas’ın Travmatik Geçmişi

Beth Thomas’ın çocukluğu, doğduğu andan itibaren yaşadığı cehennemle şekillendi. Evlatlık bir çocuk olan Beth, neredeyse doğduğu günden itibaren cinsel ve duygusal istismara maruz kaldı. Bu durum, onda nadir görülen bir bağlanma bozukluğuna yol açtı. İnsanlara güvenemeyen ve doğruyu yanlıştan ayırt edemeyen Beth, şiddete eğilimli hale geldi.

Aile İçi Şiddet ve İstismar

Daily Mail’in aktardığına göre, Tennent çifti Beth ve kardeşi Jonathan’ı evlat edindiğinde, Beth 19 aylık, Jonathan ise 7 aylıktı. Anneleri Jonathan’ı dünyaya getirdikten kısa süre sonra böbrek yetmezliği sonucu hayatını kaybeden çocuklar, alkolik babalarına muhtaç kalmıştı. Beth defalarca babası tarafından tecavüze uğramıştı. Sosyal hizmetler görevlileri çocukları almaya geldiklerinde, Jonathan’ı ekşimiş sütlerle dolu şişelerin arasında, kirli bir yatakta yatarken bulmuşlardı. Bebeğin kafasında, uzun süre aynı pozisyonda yatmaktan kaynaklanan yaralar oluşmuştu.

Şiddet Eğilimi ve Kardeşine Zarar Verme

Tennent’lar, Beth’in geceleri Jonathan’ın odasına girip çocuğu yumrukladığını fark ettiklerinde, geceleri kapıyı kilitlemeye başlamışlardı. Beth sadece kardeşine değil, evdeki hayvanlara da zarar veriyordu. Julie Tennent, belgeselde, “John sabahları sürekli ağlıyor ve karnının ağrıdığını söylüyordu. Uzun süre bağırsaklarında bir sorun olduğunu düşündük. Ama sonunda Beth’in geceleri odasından çıkıp John’un karnına vurduğunu fark ettik. Bu nedenle çocuğu korumak için kapısını kilitlemeye başladık” şeklinde konuştu. Ayrıca Beth, mutfaktan bıçakları çalıp evin çeşitli yerlerine saklıyordu.

Reaktif Bağlanma Bozukluğu Teşhisi

Beth’in davranışları, klinik psikolog Ken Magid tarafından Reaktif Bağlanma Bozukluğu (RBB) olarak teşhis edildi. Dr. Magid, hayatlarının ilk yıllarında ağır travmalar geçirdikleri için başkalarıyla bağ kuramayan çocuklarla çalışıyordu ve Beth, onun için ideal bir vakaydı. Beth, yıllar sonra 2016’da BBS Radyo’ya verdiği röportajda bağlanma teorisini anlatırken, çocukluğunda ihtiyaçlarının karşılanmaması nedeniyle güven duygusunun gelişmediğini ve bu durumun bağlanma sorunlarına yol açtığını ifade etti. Bağlanma bozukluğu olan çocukların sevgiyi kabul edemediğini ve veremediğini, kendilerini güvende hissetmek için durumu kontrol altına almaya çalıştıklarını belirtti.

Hayata Yeniden Başlamak ve Yardım Etmek

Beth, yoğun ve tartışmalı terapiler sayesinde hayatını değiştirmeyi başardı. Şu anda yenidoğan ünitelerinde hemşirelik yapıyor ve bağlanma bozukluğu olan çocukların ebeveynlerine pes etmemelerini öğütleyen konferanslar veriyor.

Nancy Thomas ile Tanışma

Dr. Magid, Tennent ailesine Beth’i çocuk travması uzmanı Nancy Thomas’ın yanına göndermelerini tavsiye etti. Thomas, daha önce birçok kez cinayet işlemiş çocuklarla çalıştığını ve bağlanma sorununun sevme becerisine büyük zarar verdiğini belirtiyordu. Thomas’ın yöntemleri sertti; her şeyin sürekli kontrol altında tutulduğu bir ortam yaratıyordu. Beth, 15 yaşındayken Nancy Thomas tarafından evlat edinildi.

Yılın Hemşiresi Ödülü ve Geleceğe Umutla Bakmak

Beth, 2010 yılında çalıştığı yenidoğan ünitesindeki diğer hemşirelerin aday göstermesiyle Yılın Hemşiresi ödülünü aldı. Geçmişte yaşadığı zorluklara rağmen, geleceğe umutla baktığını ve geçmişin kendisini tanımlamadığını, önemli olanın gelecekte ne yapmak istediği olduğunu vurguladı. Beth, “Sizi tanımlayan şey geçmişiniz değil. Önemli olan gelecekte ne yapmak istediğiniz” diyordu.

Reaktif Bağlanma Bozukluğu (RBB), çocukluk döneminde ebeveyn ya da bakım veren kişiyle yeterli bağlanma deneyimi yaşamamış çocuklarda görülen bir psikolojik durumdur. Bu durum, çocuğun duygusal gelişiminde önemli aksaklıklara yol açar. RBB’nin belirtileri arasında, çocuğun başkalarına duyduğu güvenin zayıf olması, aşırı sosyal mesafe koyma, duygusal soğukluk, sevgi gösterilerine tepki vermeme ve sürekli bir şekilde yalnız kalma isteği yer alır. Tedavi edilmediği takdirde, çocuğun ilerleyen yaşlarda depresyon, anksiyete bozuklukları, öfke kontrolü sorunları ve kişilik bozuklukları gibi daha ciddi psikolojik sorunlara yol açabilir. Erken müdahale ve terapi, RBB’nin tedavisinde hayati öneme sahiptir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün