Aile İçi Çatışmaların Derinleştiği Kraliyet Hikayesi

Geçmişten beri çeşitli krizler ve karışıklıklarla şekillenmiş olan kraliyet ailesi, görece bir istikrar yakalamıştı. Ancak, gençlik döneminden itibaren ailesine karmaşık girdaplar örmeyi alışkanlık haline getirmiş olan Harry, 2018 yılında Amerikalı oyuncu Meghan Markle ile evlendikten sonra bu dengeler sarsılmaya başladı. İlk aşamada, Prens William ve eşi Kate Middleton ile Harry ve Meghan arasındaki anlaşmazlık olarak lanse edilen durum, kısa sürede aslında çok daha geniş ve derin bir sorunlar dizisini ortaya çıkardı.

Her ne kadar kamuoyunda basit bir elti çekişmesi gibi görünse de, gerçek mesele, William ile Harry arasındaki anlaşmazlıktı. Bu anlaşmazlıkların belirginleşmesiyle Harry ve ailesi, oğullarıyla birlikte ABD’ye taşındı. Aile içindeki bu ayrılık ve uçurum, Oprah Winfrey’e verilen röportajlar, Londra’daki televizyon programları ve Harry’nin “Spare” adlı kitabıyla adeta patladı. Çatışma seviyeleri o kadar yükseldi ki, bütün yapı yıkılma noktasına geldi.
“Çok pişman oldu, barışmak istiyor”
Son dönemlerde Harry, ailesinin özellikle de babasıyla ilişkisini yumuşatmak adına çeşitli girişimlerde bulunuyor. Ancak, William onun bu girişimlerini artık o kadar da ciddiye almıyor gibi görünüyor. Babası Kral Charles ise, Harry ile eski sıcaklıkta olmasa da, tam anlamıyla gözden çıkarmış değil. Harry’nin bu ilişkilerdeki yerini netleştirmeyen kral, onun durup dinlenmesini ve kendisine mesafeli durmasını istiyor.

İddialara göre, Harry’nin aileyle ilgili umutları ise Halası Prenses Anne’ye yönelmişti. Bu güçlü ve saygı duyulan figür, ailesiyle ilişkilerde bir tampon olabileceği düşüncesiyle Harry’nin güveneceği kişilerden biriydi. Fakat, ne yazık ki, Prenses Anne de bu yolda Harry’ye destek olmaya pek istekli olmadı. Birçok kişi, Anne’nin ailesiyle sorunların çözümüne pek katılmadığını söylüyor.
“Madem gitti, artık ailesine destek aramamalı”
Kaynaklar, Anne’nin, kardeşi Harry ile Kral Charles arasındaki kopukluğu derinleştiren ilişkilerde arabuluculuk yapma görevini üstlenmek istemediğini ifade ediyor. Aynı zamanda, kardeşinin ailesiyle yaşadığı sorunlara müdahale etme konusunda da pek hevesli görünmüyor. Prenses Anne, “Harry, kendi tercihleriyle ailesinden uzaklaştıysa, artık onlardan destek beklememeli” diyerek sorunun dönüp dolaşıp kendisine değil, Harry’nin kendi kararlarına bağlı olduğunu vurguluyor. Ayrıca, anne olarak kendi deneyimleri ve duruşuyla Harry’ye yol gösterebileceğine inanan çok sayıda uzman ve gözlemci mevcut.

Kraliyet ailesinin en saygı duyulan ve görevlerine bağlı üyesi olan Prenses Anne, aslında kendisi de bir ‘yedek’. Kraliçe Elizabeth ve Prens Philip’in tek kızı olan Anne, tahta çıkma ihtimalinin düşük olduğunu bilmesine rağmen, görevlerini hiç bırakmadı. Günümüzde 80 yaşına yaklaşmasına rağmen, görev aşkıyla hareket ediyor ve ailesine karşı olan sorumluluk bilinciyle hareket ediyor. O, çocuklarının unvan sahibi olmasını da istemeyerek, özellikle Zara ve Peter, prenses ve prens unvanları almadan, daha rahat ve normal bir yaşam sürdürmelerine izin verdi.
Yani, eğer Harry kendisine aileden doğru yolu gösterecek olan Anne Hala’dan eğitim almış olsaydı, bugün hem ailesiyle daha iyi ilişkiler içinde olurdu hem de yaşayış biçimini. Onun bu duruşu, aile içindeki saygıyı ve sevgi bağına katkı sağladı. Tarihteki yeri ve duruşu, onun ailesine olan bağlılığının ve sorumluluğunun göstergesidir.

Özellikle babası Kral Charles’ın kansere yakalanmasından sonra, Harry ailesine karşı daha da yakın olmak adına ciddi çabalar sarf etti. Ancak, bu çabalar onun büyük beklentilerini karşılamadı ve Londra’ya yaptığı ziyaretle bile sadece 55 dakika görüşebildi. Bu, Harry’nin ailesiyle ilişkilerinin ne kadar hassas ve zayıf olduğunu gösteriyor.






