
Donald Trump’ın Seçim Kampanyası Sırasında Savaş ve Diplomasiyle İlgili Çarpıcı Açıklamaları
Eski ABD Başkanı Donald Trump, 5 Kasım 2024’teki seçim mitinginde, Rusya ve Ukrayna arasındaki çatışmayı yalnızca 24 saat içinde sona erdirebileceğine dair iddialarda bulundu. Trump, seçim kampanyasına bağışta bulunan destekçileriyle gerçekleştirdiği özel toplantılarda, Rusya’yı savaştan vazgeçirmek amacıyla Moskova’yı bombalama tehdidinde bulunduğu öne sürüldü. Bu açıklamalar, Amerikan medyasının dikkatini çekti ve geniş yankı uyandırdı.

CNN tarafından ortaya çıkarılan ses kayıtlarına göre, Trump’ın New York ve Florida’daki gizli toplantılarındaki konuşmalar kayda alındı. Kayıtlarda, Trump’ın, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i Ukrayna’ya saldırıdan vazgeçirmek amacıyla misilleme olarak Moskova’yı bombalayacağı tehdidinde bulunduğu duyuluyor. Trump, “Putin’e, ‘Ukrayna’ya girersen Moskova’yı bombalarım’ dedim. Bana, ‘İnanmıyorum’ dedi, ama %10 bana güvendi” ifadelerini kullandı.
Ukrayna ve Rusya Savaşına Yönelik Trump’ın Düşünceleri ve Çözüm Önerileri
Eski başkan, Ukrayna ve Rusya arasındaki savaşın asla başlamaması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, “Başkan Putin’den memnun değilim. Geçen hafta 7 bin insan hayatını kaybetti; çoğu asker, ama hepsi insan. Bu çatışmayı durdurabilirsem, bu insanlık için en büyük hizmet olur” şeklinde görüşlerini dile getirdi. Trump, kendi başkanlığı döneminde, bu çatışmaların yaşanmaması için diplomatik girişimlerde bulunacağını ifade etti.

Çin’e Yönelik Uyarılar ve Stratejik Tavırlar
Trump, Çin’e de sert mesajlar verdi. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’e, olası Tayvan işgali konusunda uyarıda bulunduğunu belirtti. Trump, “Şi’ye, ‘Tayvan’a saldırırsan Pekin’i bombalayız’ dedim. Başta şaşırdı, ama sonunda bana güvendi” ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, Trump’ın uluslararası güç dengelerine ilişkin stratejik bakışını ortaya koyuyor.

Filistin ve Diğer Uluslararası Gelişmeler Üzerine Düşünceler
Trump, ABD’deki üniversitelerde Filistin’e destek gösteren öğrencilere karşı sert önlemler almayı önerdi. Bağışçıların ve hükümetin, bu tür öğrenci protestolarını durdurmak için önlemler alması gerektiğini savundu ve “Protestolara katılan öğrencileri ülkeden sınır dışı etmeliyiz” dedi.

Türk Öğrencinin Gözaltına Alınması ve ABD’deki Göçmenlik Tartışmaları
Massachusetts eyaletinde, Tufts Üniversitesi’nde doktora yapan Türk öğrenci Rümeysa Öztürk, 25 Mart akşamı iftar yaparken, yüzleri maskeli göçmenlik görevlileri tarafından ani bir operasyonla gözaltına alındı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Öztürk’ün vizesinin iptal edildiğini ve sınır dışı edileceğini açıkladı. Rubio, “Hamas destekçisi ve İsrail karşıtı görüşleriyle tanınan 300’den fazla yabancı öğrenci vizesi iptal edildi” dedi.

Öztürk’ün avukatı ve Tufts Üniversitesi yetkilileri, öğrencinin serbest bırakılması ve durumun yeniden değerlendirilmesi talebinde bulundu. Yargıç Denise Casper, Öztürk’ün sınır dışı edilmesine ilişkin geçici bir durdurma kararı verdi. Mahkeme, üniversitenin ve öğrencinin haklarını korumak adına çeşitli adımlar atıldığını bildirdi. Rümeysa Öztürk’ün durumu, ABD’nin göçmenlik ve uluslararası öğrenci politikalarında önemli bir tartışma konusu haline geldi.



