Son dönemde uluslararası arenada dikkat çeken gelişmeler yaşanıyor. ABD Başkanı Donald Trump, yakın gelecekte Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile önemli bir görüşme gerçekleştirmeyi planladığını açıkladı. Bu açıklamalar, Ukrayna’daki savaşın geleceği ve bölgesel barış umutları açısından büyük bir merak uyandırdı. Trump, yaptığı açıklamada, Ukrayna krizinin çözümünde büyük bir ilerleme kaydedildiğini ve birkaç hafta içinde liderler zirvesiyle çatışmalara nokta konulabileceğini vurguladı. Aynı zamanda, Kremlin ile yürütülen diplomatik temasların özellikle bu süreçte kritik bir rol oynadığını belirtti.
Öte yandan, ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un Moskova’da yaptığı yaklaşık 3 saatlik görüşmenin ardından gelen değerlendirmeler, Trump’ın umutlarını pekiştirdi. Witkoff’un Putin ile yaptığı görüşmenin ardından Trump, savaşın sona ermesine dair umutlu bir tablo çizdi ve bu görüşmenin, barışın sağlanması adına önemli bir adım olabileceğine işaret etti. Trump, Ukrayna’daki savaşın kısa sürede bitirilmesi gerektiğini tekrar vurgularken, Putin’in Kiev’e yönelik saldırılarını “iğrenç” ve “tamamen çılgınca” olarak nitelendirmişti. Ancak, Witkoff’un Moskova ziyaretinin ardından Trump’ın görüşleri biraz değişti ve daha olumlu bir tablo çizdi.
Putin ve Witkoff’un Moskova’daki görüşmesi
‘RUSYA EKONOMİSİ SAVAŞ ÜZERİNE KURULU’
CNN International’ın haberine göre, Trump’ın barış mesajlarına rağmen, birçok uzman Kremlin’in savaşta geri adım atmaya niyetli olmadığını düşünüyor. Eski ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi ve Rusya uzmanı David Salvo, Putin rejiminin bu savaşa yalnızca askeri değil, aynı zamanda ekonomik olarak da ciddi biçimde yatırım yaptığını belirtti. Salvo, Putin’in savaşın sona erdirilmesi konusunda kolayca karar veremeyeceğine dikkat çekerek, “Kremlin’in bu savaşı kendi şartlarıyla bitirmesi, rejimin meşruiyeti açısından hayati önem taşıyor. Çünkü, Rusya’nın ekonomisi savaş üzerine kurulu ve bu savaşın devamı, ekonomik açıdan büyük bir risk oluşturuyor,” ifadelerini kullandı.

Uzman, Rusya’nın hesaplarında herhangi bir anlamlı değişiklik görmediğini ve savaşın gidişatını değiştirebilecek yeni diplomatik girişimlerin şu an için bulunmadığını da ekledi. Ayrıca, Putin ile Witkoff’un görüşmesinin ardından Trump’a karşı bazı oyalama taktikleri izlenebileceği öngörüsü de dile getirildi. Özellikle geçmişteki benzer görüşmelerin, Kremlin’in söylemlerini güçlendirdiği ve savaşın bitirilmesine ilişkin somut adımların atılmadığı da uzmanlar tarafından hatırlatıldı.
Zelenski, haziran ayı sonunda Ukrayna topraklarında yaklaşık 700 bin Rus askerinin bulunduğunu öne sürmüştü.
Trump’ın Yüksek Düzeyli Zirve Planı ve Uluslararası Tepkiler
Trump, Putin ile bire bir görüşeceği bir liderler zirvesi düzenlemeyi planlıyor. Ayrıca, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin de bu toplantıya katılmasını önerdi. Bu üçlü görüşme, henüz Moskova’dan resmi bir yanıt almamış olsa da, Rus tarafı genellikle böyle yüksek seviyeli toplantılara ön görüşmelerle hazırlanmayı tercih ediyor. Bu zirve, sadece diplomatik bir adım değil, aynı zamanda Trump’ın kendisini güçlü bir arabulucu olarak gösterebilmek adına yaptığı stratejik bir hamle olarak da yorumlanıyor. Uzmanlar, böyle bir toplantının, sivillere yönelik hava saldırılarının durdurulması gibi sınırlı anlaşmaların gündeme gelebileceğine dikkat çekiyor.

Öte yandan, Trump’ın bu girişimi, özellikle 2025 ara seçimleri öncesinde kendisini uluslararası barış elçisi konumuna getirme çabası olarak da değerlendirilmekte. Bu, hem iç politikada hem de uluslararası arenada kendisini güçlendirme stratejisinin bir parçası. Aynı zamanda, bu zirvenin, savaşın durdurulmasına yönelik somut adımlar atılması yerine daha çok siyasi göstergeler ve psikolojik üstünlük sağlamaya yönelik bir araç olabileceği de öngörülüyor.
Yaptırımlar ve Ekonomik Baskılar
Trump, diplomatik görüşmelerin yanı sıra, ekonomik yaptırımlarla da Rusya’ya ciddi biçimde baskı yapmaya devam ediyor. ABD, son olarak Hindistan’a Rus petrol ithalatı nedeniyle ağır gümrük vergileri uygulayacağını açıkladı. Bu hamle, Rusya’nın savaş finansmanını sekteye uğratmaya ve ekonomik anlamda zor duruma sokmaya yönelik stratejinin bir parçası. Ayrıca, Trump, ateşkes taleplerine uyulmaması halinde yeni yaptırımların devreye sokulacağını ve bu konuda bir takvim belirlendiğini belirtti. Bu politikalar, Rusya’nın savaşta ekonomik açıdan zorlanmasını hedefliyor ve müzakere masasına oturma baskısını artırmayı amaçlıyor.

Uzmanlar, Trump’ın bu stratejisiyle, Putin’i sert yaptırımlar ve uluslararası baskılarla masaya oturmaya zorlamayı hedeflediğine dikkat çekiyor. Aynı zamanda, Trump’ın Ukrayna konusunda şahsi siyasi çıkarlarını da gözettiği ve bu krizden kendisine avantaj sağlayacak diplomatik hamleler peşinde olduğu da uzmanlar tarafından dile getiriliyor. Bu bağlamda, Trump’ın, Ukrayna krizinde başarılı bir diplomatik süreci yöneterek, kamuoyuna etkili bir müzakereci imajı çizmek istediği de öne sürülüyor.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, daha önce Putin’in, Ukrayna’nın bağımsızlığını garanti altına alan bir barış anlaşmasına yanaşmaması halinde Moskova’ya yönelik “yaptırım ve askeri müdahale” seçeneklerinin masada olduğunu söylemişti.
Geçmişin İzleri ve Olası Tuzaqlar
Trump, Putin’in niyetinden henüz emin olmadığını belirtti ve “Bunu henüz kesin olarak söyleyemem. Size birkaç hafta içinde detaylı bilgi verebilirim” dedi. ABD basınında ise, Putin’in Trump’ı geçmişte kolayca manipüle ettiği yönündeki eleştiriler yeniden gündeme geldi. En dikkat çekici örnek, 2018 Helsinki zirvesi idi. Bu görüşmede, Trump ve Putin önemli konuları masaya yatırmış ve Dünya kamuoyu, Putin’in Trump’ı manipüle ettiği yönünde yorumlar yapmıştı. Bu zirveden sonra yapılan analizler, Putin’in, Trump’ın naifliği ve güveni üzerinden avantaj sağladığını öne sürmüştü.

Uzmanlar, Putin’in, Trump’ı nükleer silah kontrol anlaşmaları veya ekonomik iş birliği vaatleriyle Ukrayna’dan uzaklaştırmaya çalışabileceği tahmininde bulunuyor. Bu tür taktikler, Trump’ın “işlem odaklı” ve pragmatik yaklaşımına uygun olarak, kendisini manipüle etmek isteyen Kremlin’in planlarının bir parçası olabilir. Uzmanlar, geçmişteki deneyimlerin ve analizlerin, Putin’in bu tarz tuzaklara başvurabileceğine işaret ettiğini belirtiyor. Eski Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, zirve ihtimaline ilişkin yaptığı açıklamada, “Putin, bu süreci kendi lehine çevirmek için fırsat kolluyor. Bence Trump’ı bilerek veya bilmeyerek bazı stratejik hamlelerle zorlamaya çalışabilir,” ifadelerini kullandı.
Kiev ve Batı İttifakı’nın Endişeleri
Ukrayna yönetimi, Trump’ın Moskova yanlısı bir barış planına geri dönmesinden ciddi biçimde endişe ediyor. Kiev, Rusya’nın elinde tuttuğu bölgelerin kalıcı hale gelmesi ve NATO üyeliğinin engellenmesi gibi taleplerin yeniden gündeme gelmesinden korkuyor. Zelenski ise, 6 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, savaşın yakında sona erebileceğine dair umutlarını dile getirerek, “Rusya artık ateşkese daha meyilli görünüyor, baskı işe yarıyor,” ifadelerini kullandı. Ayrıca, Moskova’nın uzun süredir Batı ittifakında bölünme yaratmaya çalıştığını belirten Zelenski, “Önemli olan, kimseyi aldatmamak ve gerçekleri görmektir. Kimseyi kandırmaya izin vermeyiz,” diyerek, sürece dair uyarıda bulundu. Ukrayna ve Batı’nın bu gelişmeleri yakından takip ettiği ve diplomatik manevralarla durumu kontrol altında tutmaya çalıştığı görülüyor.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!