Ali Zaman’ın Muhteşem Kur’an-ı Kerim Projesi: Dünyanın En Büyük El Yazması

Süleymaniye’nin Raniye ilçesinde 1971 yılında doğan ve geçimini kuyumculuk yaparak sağlayan Ali Zaman, küçük yaşlardan itibaren hat sanatına olan ilgisiyle öne çıktı. Ortaokul yıllarında başlayan bu merak, 2013 yılında kuyumculuğu bırakarak tamamen kalbini koyduğu hat sanatına yönelmesine vesile oldu. Artık ailesiyle birlikte İstanbul’un Fatih ilçesine taşınarak bu sanatı daha ileri seviyeye taşımaya karar verdi.
2019 yılında tamamladığı ve toplamda 30 sayfadan oluşan, her sayfasında bir cüz yer alan devasaKur’an-ı Kerim çalışması, kendisinin 3 yıl süren yoğun emeğiyle ortaya çıktı. Bu büyük projenin ardından yeni ve eşsiz bir eser oluşturma arzusu yüreklerindeki ateşi daha da körükledi. Bir yıl boyunca araştırma yapan ve ölçüler belirleyen Zaman, malzemeleri temin ettikten sonra dünyanın en büyük el yazması Kur’an-ı Kerim’ini yazmaya başladı.
Sanat ve Sabırın Birleştiği Efsanevi Bir Çaba
2020 ortalarında tasarımını hocası Bijar Erbili’ye gösterip onayını alan sanatçı, bu projeye tüm varlığıyla adadı. Her biri yaklaşık 4 metre uzunluğunda ve 1,5 metre genişliğindeki sayfaları, tamamen geleneksel yöntemlerle, kamış ve tomar kalemlerle özveriyle işledi. Bu dev eser, hiçbir modern teknoloji veya dış destek olmadan, tamamen sanatkarın sabrı ve sevgisiyle şekillendi.

Sabah namazı sonrasında, gününü odasında, yalnızca ibadet ve yazı çalışmalarına ayıran Zaman, bazen saatlerce aynı harf üzerinde odaklanmayı tercih etti. Her ayeti özenle, satırlar halinde, titiz bir çalışma ile tamamladı. Bu süreçte, zorluklar arttı ve sağlık sorunlarıyla mücadele etti; o kadar ki, 83 kilodan 58 kiloya düştü. Bu zorluklara rağmen pes etmeyip, elinden gelenin en iyisini ortaya koymaya devam etti.

Dünyanın En Büyük ve Eşsiz Kur’an-ı Kerimi
Sadece kendi gayretiyle ortaya çıkan bu eser, dünyanın en büyük el yazması Kur’an-ı Kerim’idir. Ölçüleriyle diğer büyük Kur’an-ı Kerimler arasında fark oluşturan bu çalışma, 4 metre uzunluğunda ve 1,5 metre genişliğinde. Çalışmaya 2019’da başlayan Zaman, 6 yıl süren emekleri sonunda bu büyük eseri tamamladı. Babasının bu projeye olan tutkusu ve sevgiyle ortaya çıkardığı eser, sanat dünyasında büyük yankı uyandırdı.

Yapmış olduğu eserin, sadece Türkiye sınırları içinde değil, tüm dünyada büyük ilgi gördüğünü belirten Zaman, kapılarını genellikle kapalı tutarak koruma altına aldığı eseriyle gururludur. Çoğu zaman sergilemeye açık hale getirmek istese de, kağıt ve malzeme hassasiyeti nedeniyle dikkatli davranıyor. Ama gelecek planları arasında, bu eşsiz eseri toplumla paylaşmak ve sergilemek yer alıyor.

Başarılar ve Değerlendirmeler
Ali Zaman, uluslararası arenada da tanınıyor. 2007 yılında Suriye’de, 2014’te Malezya’da, 2015’te Irak’ta ve 2019’da Türkiye’de düzenlenen yarışmalarda “celi sülüs” ve “nesih” hat alanlarında birincilikler kazandı. Ayrıca 2020 yılında, başta hocası Bijar Erbili olmak üzere birçok ustadan icazet aldı, bu da onun sanatındaki ustalığını kanıtlıyor.

2017 yılında düzenlenen Uluslararası Hilye-i Şerif Yarışması’nda aldığı “saygınlık” ödülüyle de sanatını taçlandırdı. Bu büyük sanatçının sözleri, onun bu mesleğe olan aşkını ve yaptığı işin değerini yansıtıyor: “Az kişinin yapabildiği bir eser yapabilmek mutluluk veren bir şey”.

Hikayenin Derinlikleri ve Gelecek Planları
Ali Zaman, el sanatlarıyla iç içe olduğunu ve her harfin, her satırın ruhu olduğunu düşünüyor. Her sanat eserinin insanın iç dünyasının bir yansıması olduğunu ve yapılan işin anlamını çok önemsiyor. Bu büyük eseri tek başına, hiçbir desteğe ihtiyaç duymadan tamamlayan Zaman, bu eserle gururlanıyor ve tarihe geçmenin heyecanını yaşıyor.

Babası ve ailesi, onun bu büyük projesinin değerli olduğunu düşünüyor. Çocukları Rekar Zaman, babasının azmi ve tutkusunu anlatarak, “İşte bu eser, bizim için büyük bir gurur kaynağıdır. Türkiye’nin ve dünyanın en büyük Kur’an-ı Kerimi burada yeşeriyor,” diyor.

Projeye başladığını ve ilerletirken yaşadığı güçlükleri anlatan Zaman, her zorluğun üstesinden gelen sabrını ve iradesini vurguluyor. Sanatını koruma ve gelecek nesillere aktarma niyetiyle, eserini uygun bir ortamda sergilemek istiyor. Bu eserin sadece onun değil, tüm Türkiye’nin ve dünya sanat mirasının bir parçası olduğunu belirtiyor.





