Nisan ayında astronomi dünyasını ve tüm insanlığı heyecanlandıran küçük bir sinyal, bildiğimiz evreni değiştirme potansiyeli taşıyordu. Gökbilimciler, K2-18b adlı uzak bir ötegezegenin atmosferinde, Dünya’da yalnızca canlılar tarafından üretilen iki molekülün zayıf bir izini tespit ettiklerini duyurmuştu. Bu, dünya dışı bir “biyo-imza” (yaşam izi) için şimdiye kadarki en umut verici kanıt olarak sunulmuştu. Ancak, bu tarihi keşif iddiasından sadece haftalar sonra, yeni bulgular bu arayışın devam etmesi gerektiğini ve hikayenin çok daha karmaşık olduğunu ortaya koydu.
İlk Keşif ve Yükselen Şüpheler
Her şey, Cambridge Üniversitesi’nden Prof. Nikku Madhusudhan ve ekibinin, Dünya’dan 124 ışık yılı uzaklıktaki K2-18b gezegeninde dimetil sülfür (DMS) ve dimetil disülfür (DMDS) moleküllerini tespit ettiklerini açıklamasıyla başladı. Bu moleküller, gezegenimizde büyük ölçüde mikrobiyal organizmalarla ilişkilidir. Ancak, bu heyecan verici iddia, diğer bilim insanları arasında hemen bazı soru işaretleri doğurdu.
Arizona Eyalet Üniversitesi’nden Dr. Luis Welbanks, “Bu potansiyel biyo-imza iddiası tarihi olurdu, ancak istatistiksel kanıtların gücü, mevcut veriler için fazla yüksek görünüyordu” diyerek ilk şüpheleri dile getirdi.
Karşı Argümanlar: “Gürültülü Veri” ve “Kusurlu Model”
Orijinal araştırmada yer almayan üç farklı gökbilimci ekibi, ilk keşifte kullanılan modelleri ve James Webb Uzay Teleskobu’ndan elde edilen verileri yeniden analiz etti ve çok farklı sonuçlara ulaştı.
-
“Gürültülü Veri” Sorunu: Chicago Üniversitesi’nden Dr. Rafael Luque ve Michael Zhang, Webb teleskobundan gelen verilerin “gürültülü” olduğunu, yani teleskoptaki kusurlar ve ışık parçacıklarının farklı oranlarda ulaşması nedeniyle belirsizlikler içerdiğini belirtti. Zhang, “Sorun şu ki, temelde her organik molekülün bir karbon-hidrojen bağı vardır. Milyonlarca bu tür molekül var ve bu özellikler onlara özgü değil. Mükemmel verileriniz yoksa, birçok organik molekül birbirine çok benzer görünür” dedi. Ayrıca, orijinal ekibin gezegenin sıcaklığını önceki çalışmalarına göre yaşanabilir aralıktan, yaklaşık 149°C gibi kavurucu bir seviyeye çıkardığını, bunun da gezegenin yaşanabilirliği hakkındaki düşünceleri değiştirdiğini vurguladılar. Kendi analizlerinde bu moleküllere dair “yetersiz kanıt” buldular.
-
“Kusurlu İstatistiksel Model” Sorunu: Arizona Eyalet Üniversitesi’nden Dr. Welbanks ve ekibi ise, orijinal çalışmanın istatistiksel modelinde temel bir sorun olduğunu öne sürdü. Welbanks, orijinal modelin her molekülü tek tek test ederek onlara “yapay bir avantaj” sağladığını söyledi. Kendi analizlerinde, modele potansiyel olarak sinyal üretebilecek başka kimyasal türleri de dahil ettiklerinde, dimetil sülfür veya dimetil disülfür kanıtlarının “tamamen ortadan kaybolduğunu” gördüler.
Orijinal Ekibin Cevabı ve Bilimsel Süreç
Orijinal çalışmanın baş yazarı Prof. Madhusudhan, bu eleştirileri “sağlık‘lı bir tartışmayı mümkün kıldığı için çok teşvik edici” olarak nitelendirdi. Kendi bulgularının hiçbir zaman “güçlü bir tespit” olmadığını, bilimsel keşiflerde altın standart olan “beş-sigma” seviyesi yerine, “üç-sigma” seviyesinde, yani “orta düzeyde kanıt veya ipucu” niteliğinde olduğunu en başından beri belirttiklerini söyledi.
Bu eleştirilere yanıt olarak Madhusudhan ve ekibi, K2-18b üzerindeki aramayı 650 farklı molekül türünü içerecek şekilde genişleten yeni bir çalışma hazırladı. Bu yeni analizde, “DMS’nin bu gezegende umut verici bir aday molekül olmaya devam ettiğini, ancak kesin bir tespit için daha fazla gözlem gerektiğini” savundular.
Ancak eleştirmenler, bu yeni makalenin orijinal iddialardan zımnen geri adım attığını ancak yine de kusurlu bir istatistiksel çerçeveye dayandığını düşünüyor.
Bilim Başarısız Olmaz, Kendini Düzeltir
K2-18b gezegeni etrafında dönen bu ardışık araştırma makaleleri, bilimsel sürecin gerçek zamanlı olarak nasıl işlediğine dair büyüleyici bir pencere sunuyor. Bu, dünya dışı yaşam kanıtı arayışının ne kadar karmaşık olduğunu ve kanıt yükünün neden bu kadar yüksek ve ulaşılması zor olduğunu gösteriyor.
Dr. Welbanks’in de belirttiği gibi, bu bir başarısızlık değil, cesur fikirlerin test edildiği sağlıklı bir süreç: “Bir biyo-imza bulmaya hiç bu kadar yakın olmamıştık ve bence hayatımız boyunca buna ulaşabiliriz, ama şu anda orada değiliz. Bu bir başarısızlık değil. Biz cesur fikirleri test ediyoruz.“
Sonuç olarak, K2-18b’deki yaşam izi heyecanı şimdilik bir bilimsel tartışmaya dönüşmüş durumda. Bu süreç, uzayda yaşamı kesin olarak kanıtlamanın bir “Evreka!” anından çok, sabır ve çürütülemez kanıtlar gerektiren yavaş bir birikimle olacağını gösteriyor.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!